ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - BÜYÜKLER, AZ KONUŞUR

MUVAFFAK OLMAK İÇİN

 

"Ziyâeddîn Nahşebî", âlim ve evliyâdır.

Tesirli sözleriyle, nasîhatleri vardır.

 

Bir gün de buyurdu ki: (Muvaffak olmak için,

Günâh işlememesi lâzım gelir kişinin.

 

Sa'd bin Ebî Vakkâs”, Kadsiye savaşında,

İkiyüzbin kâfiri görmüştü karşısında.

 

Çok muhkem kaleler ve mânialar, nehirler,

Ve Îrân ordusunda, var idi hem de filler.

 

Yâni çok zor ve çetin olacaktı iş bu harb.

Zîrâ o güne kadar, fil görmemişti eshâb.

 

Hâlife “Ömer Fâruk”, ordu kumandanına,

Kısa bir mektup yazıp, gönderdi derhâl Ona.

 

Mektup, iki satırdan ibâretti kısacık.

Bir taktik veriyordu kumandana pek açık.

 

Yazmıştı ki: (Düşmândan, sakın korkma yâ Sa'd!

Ve hiç günâh işleme, hem buna verme fırsat.

 

Askerin arasında, varsa günâh işleyen,

Ayır o kimseleri, askerinin içinden.

 

Zîrâ günâh işlerse, sen ve senin askerin,

O Îrân ordusundan ne farkın kalır senin?

 

Şunu da bilmiş ol ki, hem de kesin olarak,

Allah, günâh işliyen kavmi etmez muvaffak.)

 

Öyleyse yapacak iş, her şeyden daha önce,

Dîni, islâmiyyeti öğrenmektir iyice.

 

Sonra da, ihlâs ile onu tatbîk etmektir.

Çok küçük olsa bile, günâh işlememektir.

 

Bir kişi, kendisini "Akıllı" sanır ise,

Dâimâ sıkıntı ve çile çeker o kimse.

 

Çünkü böyle zannetmek, nefsinin arzusudur.

Nefsini dinliyen de, bulamaz râhat, huzûr.

 

Sırf "nefsi kırmak" için gelmiştir islâmiyyet.

Allahü teâlâya düşmândır nefis elbet.

 

Kırabilmek için de bu nefs-i emmâreyi,

Öğrenmek lâzım gelir islâmı gâyet iyi.

 

Yâni biz nefse değil, nefs bize uyacaktır.

Nefsine uymıyanlar, yârın kurtulacaktır.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Bir kulda edeb, hayâ,

Var ise, o kavuşur Allahü teâlâya.

 

Çünkü edeb ve hayâ, zînettir insana hep.

Vâsıl olamamıştır Hakk’a hiç bir bî-edeb.)

 

Bir gün, cemâatine dedi ki: (Cenâb-ı Hak,

Halk eyledi bizleri, "Seçilmişler" olarak.

 

Bir islâm diyârında, mü'min anne babadan,

Geldik ki, büyük nîmet olamaz daha bundan.

 

Zîrâ bu gün, dünyâda yaşıyan bu insanlar,

İçinde, nice bedbaht, tâlihsiz kimseler var.

 

Yâni Hak teâlâyı bilmiyen nice insan,

Kendi Yaradan’ına ediyor günâh, isyân.

 

Sonsuz hamd ve şükürler olsun ki Rabbimize,

Îmân” gibi kıymetli bir nîmet verdi bize.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan