|
22
- BÜYÜKLER, AZ KONUŞUR
MUVAFFAK OLMAK İÇİN
"Ziyâeddîn
Nahşebî", âlim ve evliyâdır.
Tesirli
sözleriyle, nasîhatleri vardır.
Bir gün de
buyurdu ki: (Muvaffak olmak için,
Günâh
işlememesi lâzım gelir kişinin.
“Sa'd bin
Ebî Vakkâs”, Kadsiye savaşında,
İkiyüzbin
kâfiri görmüştü karşısında.
Çok muhkem
kaleler ve mânialar, nehirler,
Ve Îrân
ordusunda, var idi hem de filler.
Yâni çok zor
ve çetin olacaktı iş bu harb.
Zîrâ o güne
kadar, fil görmemişti eshâb.
Hâlife “Ömer
Fâruk”, ordu kumandanına,
Kısa bir
mektup yazıp, gönderdi derhâl Ona.
Mektup, iki
satırdan ibâretti kısacık.
Bir taktik
veriyordu kumandana pek açık.
Yazmıştı ki:
(Düşmândan, sakın korkma yâ Sa'd!
Ve hiç günâh
işleme, hem buna verme fırsat.
Askerin
arasında, varsa günâh işleyen,
Ayır o
kimseleri, askerinin içinden.
Zîrâ günâh
işlerse, sen ve senin askerin,
O Îrân
ordusundan ne farkın kalır senin?
Şunu da bilmiş
ol ki, hem de kesin olarak,
Allah, günâh
işliyen kavmi etmez muvaffak.)
Öyleyse
yapacak iş, her şeyden daha önce,
Dîni,
islâmiyyeti öğrenmektir iyice.
Sonra da,
ihlâs ile onu tatbîk etmektir.
Çok küçük olsa
bile, günâh işlememektir.
Bir kişi,
kendisini "Akıllı" sanır ise,
Dâimâ sıkıntı
ve çile çeker o kimse.
Çünkü böyle
zannetmek, nefsinin arzusudur.
Nefsini
dinliyen de, bulamaz râhat, huzûr.
Sırf "nefsi
kırmak" için gelmiştir islâmiyyet.
Allahü teâlâya
düşmândır nefis elbet.
Kırabilmek
için de bu nefs-i emmâreyi,
Öğrenmek lâzım
gelir islâmı gâyet iyi.
Yâni biz nefse
değil, nefs bize uyacaktır.
Nefsine
uymıyanlar, yârın kurtulacaktır.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Bir kulda edeb, hayâ,
Var ise, o
kavuşur Allahü teâlâya.
Çünkü edeb
ve hayâ, zînettir insana hep.
Vâsıl
olamamıştır Hakk’a hiç bir bî-edeb.)
Bir gün,
cemâatine dedi ki: (Cenâb-ı Hak,
Halk eyledi
bizleri, "Seçilmişler" olarak.
Bir islâm
diyârında, mü'min anne babadan,
Geldik ki,
büyük nîmet olamaz daha bundan.
Zîrâ bu gün,
dünyâda yaşıyan bu insanlar,
İçinde, nice
bedbaht, tâlihsiz kimseler var.
Yâni Hak
teâlâyı bilmiyen nice insan,
Kendi
Yaradan’ına ediyor günâh, isyân.
Sonsuz hamd ve
şükürler olsun ki Rabbimize,
“Îmân”
gibi kıymetli bir nîmet verdi bize.)
|