|
21
- HARÂM, ATEŞ GİBİDİR
İYİ AHLÂK NEDİR?
"Selâhaddîn
Konevî", âlim ve velî idi.
Sohbeti,
dinliyene pek çok fâideliydi.
Bir gün
sevdikleriyle sohbet ederken bu zât,
Ona, "Güzel
ahlâk"tan sordu bâzı cemâat.
Buyurdu: (Bir
temeli var ise her binânın,
İşte “Güzel
ahlâk” da, temelidir islâmın.
Bunu elde
etmenin, yolu ise bir tektir.
O da, hep
“İyilerle arkadaşlık etmek”tir.
"İyi huylu"
olmayı, emreder islâmiyyet.
İyi bir insan
olmak, bir mârifettir elbet.
Rabbimiz
buyurur ki Resûlü övmek için:
(Sen,
elbette büyük bir ahlâk üzerindesin.)
"Güzel
ahlâk" sâhibi, tanınır çok âşikâr.
Güler yüz,
tatlı dili etmiştir âdet, şiâr.
"Cömert"tir,
isteyene verir hem fazla fazla.
Ve kendi nefsi
için, kimseyi üzmez aslâ.
"Gıybet"
nedir bilmez hiç, çekiştirmez kimseyi.
Nazarında, her
mü'min kıymetlidir ve iyi.
“Dünyâ”ya,
zerre kadar, îtibâr eylemez hiç.
Onu gören
kimseyi, kaplar neş'e ve sevinç.
Öyle fazla
korkar ki Cehennemden, ateşten,
Kaçınır
titizlikle, günâh olan her işten.
Kışın evde
sobaya, koyarken kömür, odun,
O anda
hâtırına, “Cehennem” gelir onun.
Her ne zaman,
nerede sohbet etse bir ara,
“Ölüm”
ve “Âhiret”ten bahseder insanlara.
O, hiç bir
müslümânı, üzüp vermez eziyyet.
Hak'tan gelen
belâya, katlanır, bilir nîmet.
O, Rabbinden
râzıdır, gelse de "Şer" ve "Hayır",
Nîmetlere
şükreder, gösterir şerre sabır.
İndinde
müsâvîdir, her bir "Nîmet” ve "Belâ".
Der ki:
(İkisini de gönderdi Hak teâlâ.)
Bir kimse
kederliyken, görse Onun yüzünü,
Ferahlanır,
unutur cümle üzüntüsünü.
Kendi için
kimseden, hiç bir şey etmez talep.
Herkesi râzı
etmek, âdetidir onun hep.
Öyle çok
muhabbeti vardır ki her insana,
Herkes ondan
bahsedip, ederler meth-ü senâ.
Türlü
meşakkatlere, bilir göğüs germeyi.
Etrâfı, ondan
görüp öğrenir sabretmeyi.
Harâmlardan
kaçarak, helâli eder talep.
"Allah'ın
rızâsı"nı kazanmaya bakar hep.
Hangi işte,
Rabbinin rızâsı yoksa eğer,
Milyar
kazandırsa da, o işe vermez değer.
"Allah için"
sever ve buğz eder “Allah için”.
Münâkaşa
etmeye, katiyyen vermez izin.
Dostlarına
karşı hep, gösterir müsâmaha.
Hatâları
affedip, der ki: (Yapma bir daha!)
Nazarında,
makbûldür her mü'min ve müslümân.
İyi bilir
herkesi, yoktur onda sû-i zan.)
|