ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

21 - HARÂM, ATEŞ GİBİDİR

VEREN, AZÎZ OLUR

 

"Seyyid Muhammed Sâlih", Hak âşığı bir kişi.

Her an islâmiyyete hizmet idi tek işi.

 

Cömert ve şefkatliydi etrâfındakilere.

"Dünyâ için" kızdığı, görülmedi bir kere.

 

Derdi ki: (Şu lâzımdır, insana önce esas:

Kuvvetli bir “Îmân”la, riyâsız tam bir “İhlâs”.

 

Eğer bir müslümânda, bu şeyler mevcut ise,

Mühim değil, giydiği ayakkabı, elbise.

 

Hazreti Ömer”in de, üstündeki hırkası,

Eski olup, var idi hem de bir çok yaması.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Allah dostu kimseler,

Her zaman ve her yerde, Allah'a şükrederler.

 

Nitekim biri gelmiş, bir velînin yanına.

(Nasılsın?) dediğinde, (İyiyim) demiş ona.

 

Adam demiş: (Her kime sorsam ben bunu şâyet,

Herbiri, bir derdinden eder hemen şikâyet.

 

Herkesi bezdirmişken türlü derdi, mihneti,

Siz şükrediyorsunuz, nedir bunun hikmeti?)

 

Buyurmuş ki: (Kardeşim, şükür elhamdülillah.

Her türlü nîmetleri, bahşetti bize Allah.

 

Biz, dünyâda râhatlık aramayız ki zâten.

Dünyâ, mihnet yeridir, râhat olmaz esâsen.

 

Mihneti, kendimize zevk ettik biz bir defâ.

Aslâ beklemiyoruz dünyâda zevk-ü safâ.

 

Gelse de müslümâna, sıkıntı, dert ve mihnet,

Hiç şikâyet etmeyip, bilir onu bir nîmet.)

 

Adam bunu dinleyip, duygulanmış bir hayli.

Ve sormuş merak ile o zâta şu suâli:

 

(Peki, niçin huzûrsuz şimdi hıristiyânlar?

Hâlbuki dünyâlıkta, ilerde bizden onlar.)

 

Buyurmuş: (Elbet olmaz huzûr ve dirlikleri.

Çünkü “Almak” üstüne kurulmuştur dinleri.

 

Bizde ise, bilâkis “Vermek”tir esas olan.

Almak değil, vermeyi düşünür her müslümân.

 

Onlar, neş’elenirler bir şey elde edince.

Biz ise, seviniriz başkasına verince.

 

Onlar, "Elde etme"yi düşünürler dâimâ.

"Başkasına verme"yi düşünürüz biz ama.

 

Müslümân, almaktansa, “Vermeyi” kârlı bilir.

Çünkü bizde, verenler kazanır sevap, ecir.

 

Veren el, alan elden üstündür dînimizde.

Alan hakîr, verense azîz olur hep bizde.

 

Hattâ bizim, verecek olmasa bir şeyimiz,

Hiç olmazsa tebessüm, “Güleryüz” gösteririz.

 

Alışık olduğundan müslümân hep "Vermeye",

Ölürken, rûhunu da kolay verir meleğe.

 

Hâlbuki hep "Almaya" alışmışsa bir kişi,

Elinden bir şey çıksa, üzülür, yanar içi.

 

Nitekim ömrü bitip, eceli geldiği an,

Onun rûhu ve canı, zor çıkar vücûdundan.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan