|
21
- HARÂM, ATEŞ GİBİDİR
CEHENNEM KORKUSU
"Abdullah
bin Menâzil", şânı büyük bir velî.
Dîne hizmet
etmekti, yalnız Onun emeli.
Âhiret
endîşesi, hiç çıkmazdı içinden.
Korkarak
bahsederdi Cehennem ateşinden.
Yanan bir soba
görse, sıcak şey içse veyâ,
“Cehennem”i
düşünüp, ağlardı ekseriyâ.
Derdi ki:
(Bu insanlar, nasıl yanar ilâhî?
Ateşe, bir
an bile dayanılmaz vallahi.)
Her nerede bir
sohbet etseydi insanlarla,
Hiç dünyâ
işlerinden konuşmazdı O aslâ.
“Ölüm”
ve “Âhiret”ten bahsederdi muhakkak.
Derdi ki:
(Ecel yakın, lâzımdır hazırlanmak.
Belki de bugün
yârın, öleceğiz elbette.
Ve her bir
işimizden, hesap var âhirette.)
Sordular ki:
(Cennete girmek için, müslümân,
Neye dikkat
etmeli bu dünyâda her zaman?)
Buyurdu: (Kim
Cennete, niyetliyse girmeye,
Alışsın bu
dünyâda, dert ve elem çekmeye.
Zîrâ Cennet
yolunda, mâniler var aşacak.
Bunlara
sabredenler, girerler ona ancak.
Bu yolda
Meşakkat var, Hastalık var, Acı var.
Nefsin
istemediği her türlü sıkıntı var.
Bu, "Cennet
yolcusu"nun zor gelse de nefsine,
Hiç şikâyet
etmeyip, o, sabreder hepsine.
Sürüklemek
isterse, günâha nefsi onu,
Sabreder,
yapmaz aslâ onun tek arzusunu.
Ağır bir söz
söylerse, bir mü'min, kendisine,
Sabredip cevap
vermez, hâkim olur nefsine.
Geçim
sıkıntısından, olsa da mutazarrır,
Uzanmaz harâm
mala, gösterir yine sabır.
Rabbinin
emrettiği, ne varsa farz ve sünnet,
Hepsini îfâ
edip, verir çok ehemmiyyet.
Onun yasak
ettiği, ne varsa günâh, harâm,
Büyük bir
titizlikle, hepsinden kaçınır tam.
"Cehennem
yolu"ndaysa, olmaz elem ve keder.
Nefis ve
şeytân dahî, kulu tahrîk ederler.
Bu yolun
yolcuları, girmez sıkıntılara.
Nefsinin keyfi
için, girer hep günâhlara.
Bilmez helâl
ve harâm, tanımaz ayıp, günâh.
Nefsi ne
istiyorsa, sayar helâl ve mubâh.
Yapar hiç
çekinmeden, nefsin her dileğini.
Kalp kırar,
gönül yıkar, bilmez ne dediğini.
Hiç bir
hareketinde, tanımaz ölçü, sınır.
Çünkü o, her
işinde, nefsinden emir alır.
Hâlbuki onun
nefsi, düşmândır kendisine.
Oysa, esir
olmuştur buna rağmen nefsine.
Pervâsızca
yapsa da, günâh olan her işi,
Ölünce, bekler
Onu, Cehennemin ateşi.
Hâlbuki
günâhına, üzülseydi içinden,
Kurtulurdu
belki de, Cehennem ateşinden.)
|