ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - EY GAFİL İNSAN !

GARİP, YOLCU, MEVTÂ

 

"Celâleddîn Devânî"", din büyüklerindendi.

Din için, hiç durmadan hizmet edenlerdendi.

 

Öyle tatlı idi ki sohbet ve konuşması,

Dinliyenin kalbinden, silerdi kir ve pası.

 

Yaptığı içindir ki her işi “Allah” için,

Sözü tesir ederdi kalbine her kişinin.

 

Kimseden bir menfaat beklemezdi O aslâ.

Çünkü O, bu hizmeti yapıyordu “İhlâs”la.

 

Bir gün dedi: (Ey insan, eyleme ki hiç gaflet,

Bu ömür bir gün bitip, "ölüm" gelir âkıbet.

 

Bilesin ki bu dünyâ, fânidir, değil bâki.

Elbet sen de olursun bir gün Hakk'a mülâki.

 

Zevk alma bu dünyânın, aslâ hiçbir şeyinden.

Bir an “Sevinç” olsa da, “Elem” gelir peşinden.

 

Öyle bir ömür sür ki yine sen bu hayatta,

Say kendini ya “Garip”, ya “Yolcu”, ya da “Mevtâ”.

 

Mâdem ki, ölüm sana gelecektir an karîb,

Öyleyse bil kendini, bu dünyâda bir “Garip”.

 

Farzet ki, vâsıl oldun bir yabancı diyâra.

Yok gidecek bir yerin, yok elinde hiç para.

 

Ne evin var, ne barkın, ne tanıdık bir insan.

Derdini anlatmaya bilmiyorsun dil, lisân.

 

İşte böyle kalınca, tam bir garip, bî-çâre,

"Allah'a sığınmak"tan gayri olmaz bir çâre.

 

"Hakîkî dost" olarak, bil öyleyse Rabbini.

O, senden iyi bilir zîrâ senin hâlini.

 

Hem sonra, erişirse sana bir dert, musîbet,

Yine yalnız, Allah'tan erişir sana medet.

 

Yâhut da sen kendini, “Yolcu” bil bu dünyâda.

Geri dönmemek üzre ehline ettin vedâ.

 

Vâsıta bekliyorsun bir yere gitmek için.

O anda, bir "dünyâlık" düşünebilir misin?

 

Deseler ki: (Şurada bir ev var, bir arsa var.)

O anda bunlar seni, eder mi alâkadar?

 

Zîrâ sen, bavulunla çıkmışsın yola artık.

Aslâ ilgilendirmez seni mal ve dünyâlık.

 

Dersin ki: (Ben yolcuyum, ne yapayım emvâli?)

İşte hâlis mü'minin dünyâda budur hâli.

 

O bilir ki, bu dünyâ bir “Köprü”dür nihâyet.

Hemen geçip gitmektir, en akıllı hareket.

 

Veyâhut da dünyâda, “Ölmüş” bil sen kendini.

Düşün ki, dedelerin, ecdâdın nerde, hani?

 

Bir mü'min, kendisini sayarsa "ehl-i mevtâ",

Bağlanmaz kalbi ile, bu vefâsız hayâta.

 

Çünkü iyi bilir ki, bu hayat, sanki “Hayâl”.

Ve bu dünyâ, sonunda bulacak bir gün zevâl.

 

O der ki: (Mâdem ölüm gelecektir muhakkak,

Öyleyse, bunun için lâzımdır hazırlanmak.)

 

Bir şey "muhakkak" ise, “Oldu” bilir o bunu.

Rabbine, ihlâs ile yapar tam kulluğunu.  

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan