|
20
-
EY GAFİL İNSAN !
SIRÂT KÖPRÜSÜ
"Abdullah-ı
Haddâdî", âlim ve velî bir zât.
Ediyordu
gençlere, çok öğüt ve nasîhat.
Talebesinden
biri, sordu ki Ona bir gün:
(Efendim,
aslı nedir bu "Sırat köprüsü"nün?
Denir ki,
kıldan ince, hem kılıçtan keskindir.
İşbu
ifâdelerden ne anlamak gerektir?)
Buyurdu ki:
(Evlâdım, "Sırat", hak'tır elbette.
Cehennem
üzerinde kurulur âhirette.
Mü'minler,
kolaylıkla geçerek bu köprüden,
Cennete
girecektir, bunu müteâkiben.
Ve lâkin
kâfirlerin, ayakları kayarak,
Cehennem
ateşine düşerler hor olarak.
Gerçi "Sırat
köprüsü" denilse de ismine,
Benzemez
bildiğimiz dünyâ köprülerine.
Zîrâ dâr-ı
ukbâ’da, her ne ki varsa eğer,
Dünyâda
olanlara, sâdece adı benzer.
Meselâ bir
talebe, olmak için muvaffak,
"İmtihân
köprüsü"nden geçirilir muhakkak.
Hâlbuki hiç
köprüye benzemez "imtihân" da.
Çok kişi
geçtiğinden, “Köprü” denir buna da.
“Sırat
köprüsü”nden de, geçer bütün insanlar.
Mü'minler
kolay geçip, ateşten kurtulurlar.
Lâkin kâfir
olana, gelir bu, güç ve ağır.
Ayakları
kayarak, ateşe yuvarlanır.
Mahşer günü
mü'minler, Sırât'a girdiği an,
Kimi “Yavaş”,
kimi de “Hızlı” geçer oradan.
Kimi, "Yıldırım"
gibi ilerlerken Sırât’ta,
Kimi de, gider
sanki hızlı koşan bir “At”ta.
Günâhı çok
olup da, ameli olmıyan pek,
Geçer Sırat
üstünde, sanki "Emekliyerek".
Ve lâkin
mü'min olan, gitse de düşe kalka,
"Îmân"ı
hürmetine, halâs olur mutlaka.
Kim, "Titiz”
davranırsa dînin emirlerinde,
Râhat ve kolay
geçer, Sırat'ın üzerinde.
Bu hususta, ne
kadar gösterirse çok dikkat,
Sırât, ona o
kadar olur "Geniş” ve “Râhat".
Kim, "Gevşek”
davranırsa islâma tâbiyette,
Sırat, o
kimseye de “Daralır” o nisbette.
Hâsılı bu
dünyâda, dînin emirlerinde,
Gösterilen
gayret ve titizlik nisbetinde,
Sırat köprüsü
dahî, olur râhat ve geniş.
Dünyâda dîne
uygun yaşamaktır bütün iş.
İslâma, tam
olarak uymak için, bir kimse,
"Kılı kırk
yarar" gibi titizlik gösterirse,
Kurtarır bu
kişiyi, dinde bu titiz hâli.
Geçer Sırat
üstünden, uçan bir “Kuş" misâli.
Bir başka
müslümân da, fazla incelemezse,
Dîne tam uymak
için, titizlik göstermezse,
O da, mahşer
gününde pişmân olur muhakkak.
Zîrâ geçer
Sırat'tan, bir hayli zorlanarak.
|