ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

19 - YÜRÜYEN ÖLÜ OLMAK

İSLÂM, ZİRVE NOKTASIDIR

 

"Seyyid Hârun-i Velî", âlim ve velî bir zât.

Tesirli sözleriyle, ederdi çok nasîhat.

 

Bir gün, talebesine buyurdu ki: (“İnanmak”,

En büyük bir rütbedir Hak indinde muhakkak.

 

Her ne olursa olsun zâhirde mesleğiniz,

Onları, ön sıraya sakın geçirmeyiniz.

 

Hâlis mü'min” olmaktan kıymetli, daha üstün,

Bundan daha şerefli bir rütbe var mı bu gün?

 

Bu rütbe'den başka şey düşünmek, felâkettir.

Zîrâ bu, o zirveden aşağıya düşmektir.

 

Zîrâ “hazreti Ömer”, bir gurup eshâb ile,

Çıktılar Medîne'den, Şam'a gitmek azmiyle.

 

Var idi kendisinin, sâdece bir devesi.

Gelirdi yanı sıra, "Mugîre" nâm kölesi.

 

İkisinin bineği, tek “bir deve” olunca,

Sırayla binerlerdi deveye yol boyunca.

 

Şam”a vâsıl olunca kafile en nihâyet,

Deveye binmek için, “Köle”ye geldi nöbet.

 

Lâkin râzı olmadı buna eshâb-ı güzîn.

Hemen arz ettiler ki: (Yâ emîr-el mü'minîn!

 

Her ne kadar bu nöbet gelse de Mugîre'ye,

Şam'a gelmiş bulunduk, siz binseniz deveye.

 

Zîrâ yaya görünce sizi merak edenler,

Yanılıp, kölenizi Halîfe zannederler.)

 

O zaman buyurdu ki: (Mugîre'nindir nöbet.

Deveye ben binersem, nerde kalır adâlet?

 

İşin hakîkatini anlayın siz evvelâ.

Niçin kurtulmazsınız bu evhâmdan siz hâlâ?

 

"İslâm"ın nûru ile, aydınlandı kalbimiz.

Resûl’ün ahlâkıyla, düzeldi her hâlimiz.

 

Verilmişken bizlere, “Eshâb” olmak nîmeti,

Deveye binmemizin var mıdır bir kıymeti?

 

Ne büyük bir üstünlük, iyi düşünsenize.

Eshâb” olmak şerefi, kâfi değil mi bize?)

 

Bu kıssayı anlatıp, buyurdu: (Böyle, fakat,

Bu gün zamânımızda, ters dönmüş bu hakîkat.

 

Kimin malı, parası çok ise bugün eğer,

İnsanlar, hep onlara veriyor kıymet, değer.

 

Ama siz, düşünmeyin makâm ve mevkîleri.

Bunların, gözünüzde olmasın bir değeri.

 

Bize, öyle bir nîmet verdi ki Hak teâlâ,

Bir nîmet daha yoktur, bundan iyi ve âlâ.

 

Bahşetti bize Allah, yüce “İslâm dîni”ni.

Tanıttı çok sevdiği, “İslâm âlimleri”ni.

 

Yine Onun sevdiği cümle “Velîler”i de,

Tanıyıp, rûhlarından ederiz istifâde.

 

Sonra, bizim şudur ki en büyük tâlihimiz,

Bize, “Doğru îtikâd” nasîb etti Rabbimiz.

 

Ebedî Cehennemden, kurtardı bizleri hep.

Bundan daha kıymetli bir nîmet var mı acep?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan