|
19 - YÜRÜYEN ÖLÜ OLMAK
İSLÂM, ZİRVE NOKTASIDIR
"Seyyid
Hârun-i Velî", âlim ve velî bir zât.
Tesirli
sözleriyle, ederdi çok nasîhat.
Bir gün,
talebesine buyurdu ki: (“İnanmak”,
En büyük bir
rütbedir Hak indinde muhakkak.
Her ne olursa
olsun zâhirde mesleğiniz,
Onları, ön
sıraya sakın geçirmeyiniz.
“Hâlis
mü'min” olmaktan kıymetli, daha üstün,
Bundan daha
şerefli bir rütbe var mı bu gün?
Bu rütbe'den
başka şey düşünmek, felâkettir.
Zîrâ bu, o
zirveden aşağıya düşmektir.
Zîrâ “hazreti
Ömer”, bir gurup eshâb ile,
Çıktılar
Medîne'den, Şam'a gitmek azmiyle.
Var idi
kendisinin, sâdece bir devesi.
Gelirdi yanı
sıra, "Mugîre" nâm kölesi.
İkisinin
bineği, tek “bir deve” olunca,
Sırayla
binerlerdi deveye yol boyunca.
“Şam”a
vâsıl olunca kafile en nihâyet,
Deveye binmek
için, “Köle”ye geldi nöbet.
Lâkin râzı
olmadı buna eshâb-ı güzîn.
Hemen arz
ettiler ki: (Yâ emîr-el mü'minîn!
Her ne
kadar bu nöbet gelse de Mugîre'ye,
Şam'a
gelmiş bulunduk, siz binseniz deveye.
Zîrâ yaya
görünce sizi merak edenler,
Yanılıp,
kölenizi Halîfe zannederler.)
O zaman
buyurdu ki: (Mugîre'nindir nöbet.
Deveye ben
binersem, nerde kalır adâlet?
İşin
hakîkatini anlayın siz evvelâ.
Niçin
kurtulmazsınız bu evhâmdan siz hâlâ?
"İslâm"ın
nûru ile, aydınlandı kalbimiz.
Resûl’ün
ahlâkıyla, düzeldi her hâlimiz.
Verilmişken
bizlere, “Eshâb” olmak nîmeti,
Deveye
binmemizin var mıdır bir kıymeti?
Ne büyük bir
üstünlük, iyi düşünsenize.
“Eshâb”
olmak şerefi, kâfi değil mi bize?)
Bu kıssayı
anlatıp, buyurdu: (Böyle, fakat,
Bu gün
zamânımızda, ters dönmüş bu hakîkat.
Kimin malı,
parası çok ise bugün eğer,
İnsanlar, hep
onlara veriyor kıymet, değer.
Ama siz,
düşünmeyin makâm ve mevkîleri.
Bunların,
gözünüzde olmasın bir değeri.
Bize, öyle bir
nîmet verdi ki Hak teâlâ,
Bir nîmet daha
yoktur, bundan iyi ve âlâ.
Bahşetti bize
Allah, yüce “İslâm dîni”ni.
Tanıttı çok
sevdiği, “İslâm âlimleri”ni.
Yine Onun
sevdiği cümle “Velîler”i de,
Tanıyıp,
rûhlarından ederiz istifâde.
Sonra, bizim
şudur ki en büyük tâlihimiz,
Bize, “Doğru
îtikâd” nasîb etti Rabbimiz.
Ebedî
Cehennemden, kurtardı bizleri hep.
Bundan daha
kıymetli bir nîmet var mı acep?)
|