|
18 - SOR KURTUL
SOR
KURTUL
"Celâleddîn-i
Hindî", âlim ve velî bir zât.
Kendini
sevenlere ederdi hep nasîhat.
Bir gün de
buyurdu ki: (Vaktiyle âlim biri,
Vardı ki,
islâm için çalışırdı ekserî.
Bir hayli
talebesi vardı hem bu kişinin.
Onlar da
çalışırdı, islâma hizmet için.
Yine bu
talebeler, hizmete müteallik,
Bir çıkmaza
girince, Ona sorarlardı ilk.
Velâkin bir
ikisi, sorsa da Ona yine,
Giderlerdi
mâlesef, kendi bildiklerine.
Birgün, şöyle
buyurdu toplayıp talebeyi:
(Evet
soruyorsunuz bana bir meseleyi.
Fakat
bâzılarınız, aldıkları cevâba,
Göre iş
yapmıyorlar, sebep nedir acabâ?
Ya bana bir
hususta, gelip bir şey sormayın.
Yâhut
soruyorsanız, ne dersek onu yapın.
Çünkü eğer bir
kimse, birine, bir suâli,
Sorup da
yapmaz ise, vardır büyük vebâli.
Sormak, şu
demektir ki: (Sana güveniyorum.
Çünkü benim
lehime söylersin, biliyorum.
Bu yüzden
soruyorum bu işi sana bizzât.
Nasıl cevap
verirsen, edeceğim itâat.)
Bu dünyâda en
zor şey, vermektir doğru karar.
Allah'a
şükredin ki, soracak yeriniz var.
Biz, cevap
veriyoruz her suâle muhakkak.
Siz dahî aynen
yapın, biz nasıl söylüyorsak.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Mazhar-ı Cân-ı Cânân,
Bir mezârın
yanından geçiyordu bir zaman.
“Kalp gözü”yle
baktı ki, kabirde bir kadın var.
Melekler, o
kadına çok azâb yapıyorlar.
Düşündü ki:
"Acabâ bu kadın kâfir midir?
Yoksa îmânı
var da, günâhkâr biri midir?"
Önceden
okuduğu bir tek "Hatm-i tehlîl"in,
Yâni yetmişbin
adet kelime-i tevhîd'in,
Sevâbını,
kadının rûhuna gönderince,
Azaptan
kurtularak, gark oldu bir sevince.
Yâni kadın, o
anda kurtuldu o azâbtan.
Ve kabri,
birden bire oldu hep gül gülistân.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Beş şey gelmeden önce,
Beş şeyin
kıymetini, bilmek lâzım iyice.
Bir hastalık
gelmeden "Sıhhat"in kıymetini,
Bilip, yapmak
gerekir Rabbe ibâdetini.
Ölüm gelmeden
önce, kıymetini bu "Ömr"ün,
Bilmeli ki,
pişmânlık olmasın yine o gün.
Fakirlik
gelmeden de, "Para" nın kıymetini,
Bilirse,
sıkıntıya sokmaz insan kendini.
Meşgûliyet
gelmeden boş geçen "Zaman"ların,
Kıymeti
bilinirse, üzüntü olmaz yârın.
Zîrâ o boş
vakitte, bir "Allah" dese insan,
O bir tek
kelimeyle, değişir belki mîzân.)
|