ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

18 - SOR KURTUL

SOR KURTUL

 

"Celâleddîn-i Hindî", âlim ve velî bir zât.

Kendini sevenlere ederdi hep nasîhat.

 

Bir gün de buyurdu ki: (Vaktiyle âlim biri,

Vardı ki, islâm için çalışırdı ekserî.

 

Bir hayli talebesi vardı hem bu kişinin.

Onlar da çalışırdı, islâma hizmet için.

 

Yine bu talebeler, hizmete müteallik,

Bir çıkmaza girince, Ona sorarlardı ilk.

 

Velâkin bir ikisi, sorsa da Ona yine,

Giderlerdi mâlesef, kendi bildiklerine.

 

Birgün, şöyle buyurdu toplayıp talebeyi:

(Evet soruyorsunuz bana bir meseleyi.

 

Fakat bâzılarınız, aldıkları cevâba,

Göre iş yapmıyorlar, sebep nedir acabâ?

 

Ya bana bir hususta, gelip bir şey sormayın.

Yâhut soruyorsanız, ne dersek onu yapın.

 

Çünkü eğer bir kimse, birine, bir suâli,

Sorup da yapmaz ise, vardır büyük vebâli.

 

Sormak, şu demektir ki: (Sana güveniyorum.

Çünkü benim lehime söylersin, biliyorum.

 

Bu yüzden soruyorum bu işi sana bizzât.

Nasıl cevap verirsen, edeceğim itâat.)

 

Bu dünyâda en zor şey, vermektir doğru karar.

Allah'a şükredin ki, soracak yeriniz var.

 

Biz, cevap veriyoruz her suâle muhakkak.

Siz dahî aynen yapın, biz nasıl söylüyorsak.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Mazhar-ı Cân-ı Cânân,

Bir mezârın yanından geçiyordu bir zaman.

 

Kalp gözü”yle baktı ki, kabirde bir kadın var.

Melekler, o kadına çok azâb yapıyorlar.

 

Düşündü ki: "Acabâ bu kadın kâfir midir?

Yoksa îmânı var da, günâhkâr biri midir?"

 

Önceden okuduğu bir tek "Hatm-i tehlîl"in,

Yâni yetmişbin adet kelime-i tevhîd'in,

 

Sevâbını, kadının rûhuna gönderince,

Azaptan kurtularak, gark oldu bir sevince.

 

Yâni kadın, o anda kurtuldu o azâbtan.

Ve kabri, birden bire oldu hep gül gülistân.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Beş şey gelmeden önce,

Beş şeyin kıymetini, bilmek lâzım iyice.

 

Bir hastalık gelmeden "Sıhhat"in kıymetini,

Bilip, yapmak gerekir Rabbe ibâdetini.

 

Ölüm gelmeden önce, kıymetini bu "Ömr"ün,

Bilmeli ki, pişmânlık olmasın yine o gün.

 

Fakirlik gelmeden de, "Para" nın kıymetini,

Bilirse, sıkıntıya sokmaz insan kendini.

 

Meşgûliyet gelmeden boş geçen "Zaman"ların,

Kıymeti bilinirse, üzüntü olmaz yârın.

 

Zîrâ o boş vakitte, bir "Allah" dese insan,

O bir tek kelimeyle, değişir belki mîzân.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan