|
17 - KUL HAKKI ÇETİNDİR
"PEKİ" DİYEN, KURTULUR
"Zâhid-ül
Kevserî" ki, hem âlim, hem velîydi.
"Büyük insan"
olduğu, her hâlinden belliydi.
Bir gün,
cemâatine buyurdu: (Ey insanlar!
Bilin ki,
önümüzde gâyet çetin günler var.
Âhirette
herkese, suâl ve hesap vardır.
Zîrâ
Peygamberimiz, şöyle buyurmaktadır:
(Nasıl ki
sürüsünden mes'ûl ise bir çoban,
Siz dahî
mes'ûlsünüz, çoluk çocuğunuzdan.)
Ayrıca, ihlâs
ile yapın ki her ameli,
Mahşerde,
onlar size olsunlar fâideli.
Rabbimiz
buyurur ki: (Siz, ibâdetinize,
Hiç riyâ
sokmazsanız, azâb yapmam ben size.)
Yâni, "Tam
ihlâs ile yaparsanız ibâdet,
Niye azâb
edeyim ben size, yapmam elbet."
Sa'lebe, ibni
Sakkâ, Bel'âm ve İblîs'in de,
İlim ve
amelleri var idi hepsinin de.
Ve lâkin
ihlâsları olmadığından sebep,
Azâb-ı ilâhîye
müstehak oldular hep.
"İhlâs"
şuna denir ki, bir amelin, bir işin,
Yapılmış
olmasıdır sâdece “Allah” için.
Eğer ki
ibâdete, bir riyâ ve gösteriş,
Karışırsa,
insana fâide vermez o iş.
Yâni bir
bardak suya, bir tek “kıl” düşse şâyet,
Gönül
râhatlığıyla, içilmez o su elbet.
Yolu da
şöyledir ki, ihlâs elde etmenin,
Yanında
bulunmaktır, ihlâslı kimselerin.
Evliyânın
kalpleri, ihlâsın kaynağıdır.
Onların
kalplerinde, “Feyz-i ilâhî” vardır.
Peygamber-i
zîşânın kalbinden çıkan "Nûr"lar,
Kalpten kalbe
akarak, cihânı doldururlar.
Velîler,
kalpleriyle alarak bu nûrları,
Aynen başka
kalplere yansıtırlar onları.
Feyiz almak
için de, iki şart vardır elbet.
Birisi "İnanmak"tır,
ikincisi "Muhabbet".
Yâni "Filân
velînin kalbinde bu nûr vardır."
Diye
samîmiyetle, buna tam inanmaktır.
İkincisi, “O
zâta beslemektir muhabbet”.
Bu iki şart
var ise, o feyiz akar elbet.
Onların
kitâbını, severek, inanarak,
Okuyanlara
dahî, feyiz akar muhakkak.
Hiç kitap
okumadan geçer ise bir ömür,
Bulunur mu
mahşerde, bir bahâne ve özür?
"Haberim
yoktu" demek, insanı kurtaramaz.
"Bilmiyordum"
demek de, geçerli özür olmaz.
Çünkü ilk
vazîfemiz, her şeyden daha evvel,
Dînin
emirlerini öğrenmektir mükemmel.
Kim islâmın
emrine tam tâbi olsa eğer,
Akar ona sel
gibi, o nûr ile feyizler.
"Tâbi olmak"
dînidir nitekim islâmiyyet.
Yâ Rabbî, bu
nîmeti bizlere de nasîb et.)
|