|
17 - KUL HAKKI ÇETİNDİR
MÜTEVÂZI OLUNUZ!
"Abdurrahmân
Tafsuncî", büyük âlimlerdendir.
İnsanların
kalbini, ilmiyle etti tenvîr.
Bir gün,
talebesine buyurdu: (Dinde cihâd,
Sıkıntılı bir
iştir, onun için sabır şart.
Sabredenler
kazanır, hizmette kızmak olmaz.
Eğer öfke
olursa, muvaffak olunamaz.
Kötülük edene
de, yapmalıdır iyilik.
Hakîkî mü'min
olan, yapamaz çünkü kemlik.
Kim böyle
davranırsa, bulur râhat ve huzûr.
Hattâ ömrü
uzayıp, bedeni sıhhat bulur.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Dâimâ af ediniz.
İnsanların
aybını, ifşâ eylemeyiniz.
Kim örtücü
olursa kulların günâhını,
Allah da
kıyâmette, örter onun aybını.
Nasıl
davranmasını istersen Rabbin sana,
Sen dahî öyle
davran, dünyâda her insana.
Merhametli
olursan, merhamet olunursun.
Eğer zulüm
yaparsan, sen zulüm bulursun.
Müslümân,
mütevâzı, alçak gönüllü olur.
Böyle
davrandıkça da, bulur râhat ve huzûr.
Bir gün, bize
yemeğe gelmiş idi üstâdım.
Çeşitli
yemeklerden, önceden hazırladım.
Onlardan
bâzısını sofraya koydum, fakat,
Bir tekini, “Yüksek”
bir yere koydum muvakkat.
Öbürleri
yenince, koyacaktım onu da.
Ve lâkin
dalgınlıktan unuttum o arada.
Nihâyet yemek
bitti ve biz kalktık sofradan.
Onu
unuttuğumu, ben farkettim sonradan.
Lâkin buna
üzüldüm, kırıldı kalbim gâyet.
Üstâdım
buyurdu ki: (Kabûl oldu bu dâvet.
Zîrâ kalp
kırılırsa bir ziyâfette eğer,
Hak indinde o
amel, bulur kıymet ve değer.
Hem yukarda
değil de, olsaydı o da yerde,
Diğer taamlar
gibi, yenirdi o yemek de.
Ama bak
unutuldu, “Yüksek”te olduğundan.
Zîrâ hep
mahrum kalır, böyle yüksekte olan.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Namâz, dinde direktir.
Zîrâ "Müslümân"
demek, sanki "Namâz" demektir.
İşin başı
“Namâz”dır, mü'mindir namâz kılan.
Eğer kılmıyor
ise, şüphelidir o zaman.
Hiç özrü
olmaksızın, sırf tembellik ederek,
Beş vakit
namâzından, kazâya kalsa bir tek,
Cezâsı,
affolmazsa Cehennemde yanmaktır.
Zîrâ Rabbin
emrini, bu, hafife almaktır.
Acele kazâ
etmek lâzımdır o namâzı.
Yoksa, zaman
geçtikçe, kat kat artar cezâsı.
Yâni o farz
namâzı kazâ edecek kadar,
Sonradan boş,
müsâit geçtikçe dakîkalar,
Ateşte
yanacağı müddet de çoğalır hep.
Öyleyse kul
Rabbinden, etmeli hayâ, edeb.)
|