ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

17 - KUL HAKKI ÇETİNDİR

MÜTEVÂZI OLUNUZ!

 

"Abdurrahmân Tafsuncî", büyük âlimlerdendir.

İnsanların kalbini, ilmiyle etti tenvîr.

 

Bir gün, talebesine buyurdu: (Dinde cihâd,

Sıkıntılı bir iştir, onun için sabır şart.

 

Sabredenler kazanır, hizmette kızmak olmaz.

Eğer öfke olursa, muvaffak olunamaz.

 

Kötülük edene de, yapmalıdır iyilik.

Hakîkî mü'min olan, yapamaz çünkü kemlik.

 

Kim böyle davranırsa, bulur râhat ve huzûr.

Hattâ ömrü uzayıp, bedeni sıhhat bulur.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Dâimâ af ediniz.

İnsanların aybını, ifşâ eylemeyiniz.

 

Kim örtücü olursa kulların günâhını,

Allah da kıyâmette, örter onun aybını.

 

Nasıl davranmasını istersen Rabbin sana,

Sen dahî öyle davran, dünyâda her insana.

 

Merhametli olursan, merhamet olunursun.

Eğer zulüm yaparsan, sen zulüm bulursun.

 

Müslümân, mütevâzı, alçak gönüllü olur.

Böyle davrandıkça da, bulur râhat ve huzûr.

 

Bir gün, bize yemeğe gelmiş idi üstâdım.

Çeşitli yemeklerden, önceden hazırladım.

 

Onlardan bâzısını sofraya koydum, fakat,

Bir tekini, “Yüksek” bir yere koydum muvakkat.

 

Öbürleri yenince, koyacaktım onu da.

Ve lâkin dalgınlıktan unuttum o arada.

 

Nihâyet yemek bitti ve biz kalktık sofradan.

Onu unuttuğumu, ben farkettim sonradan.

 

Lâkin buna üzüldüm, kırıldı kalbim gâyet.

Üstâdım buyurdu ki: (Kabûl oldu bu dâvet.

 

Zîrâ kalp kırılırsa bir ziyâfette eğer,

Hak indinde o amel, bulur kıymet ve değer.

 

Hem yukarda değil de, olsaydı o da yerde,

Diğer taamlar gibi, yenirdi o yemek de.

 

Ama bak unutuldu, “Yüksek”te olduğundan.

Zîrâ hep mahrum kalır, böyle yüksekte olan.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Namâz, dinde direktir.

Zîrâ "Müslümân" demek, sanki "Namâz" demektir.

 

İşin başı “Namâz”dır, mü'mindir namâz kılan.

Eğer kılmıyor ise, şüphelidir o zaman.

 

Hiç özrü olmaksızın, sırf tembellik ederek,

Beş vakit namâzından, kazâya kalsa bir tek,

 

Cezâsı, affolmazsa Cehennemde yanmaktır.

Zîrâ Rabbin emrini, bu, hafife almaktır.

 

Acele kazâ etmek lâzımdır o namâzı.

Yoksa, zaman geçtikçe, kat kat artar cezâsı.

 

Yâni o farz namâzı kazâ edecek kadar,

Sonradan boş, müsâit geçtikçe dakîkalar,

 

Ateşte yanacağı müddet de çoğalır hep.

Öyleyse kul Rabbinden, etmeli hayâ, edeb.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan