|
15 - DİNDEN PARA
KAZANILMAZ
İKİ BÜYÜK TEHLİKE
"Abdullah-ı
Dehlevî", çok büyük bir velîydi.
Sohbeti,
dinliyene pek çok fâideliydi.
O bir gün,
sohbetinde buyurdu: (Ey insanlar!
Kalbe âit,
kırk çeşit mânevî hastalık var.
Lâkin ben "Kalp"
diyorum, "Yürek" daha ayrıdır.
O, et parçası
olup, hayvanlarda da vardır.
İnsana mahsus
olan "Kalp", yâni "Gönül" için,
Sohbeti lâzım
gelir, bir evliyâ kişinin.
"Allah
adamları"nın bir şefkatli nazarı,
Siler atar
kalpteki karartı ve pasları.
Allahü teâlâya
yakın olan velîler,
Kalbi,
hastalıklardan temizleyiverirler.
Allahü teâlâya
mahsustur yalnız gönül.
O’ndan
başkalarına etmemeli temâyül.
Eğer ki
tutulmuşsa, kalp Allah'tan gayriye,
O, "Hasta"
demektir ki, muhtâçtır tedâvîye.
Zîrâ
Peygamberimiz, şöyle buyurmuşlardır:
(Kalpte
dünyâ sevgisi, günâhların başıdır.)
Bir kişi var
idi ki sahâbe zamânında,
Çok namâz
kılmış idi, Resûl'ün arkasında.
Hattâ çok
namâz kılıp, çok secde ettiğinden,
Alnında, “Secde
izi” var idi ayriyeten.
Böyle iken,
"Dünyâ"ya az meyil ve muhabbet,
Etmesi
sebebiyle, sonunda oldu mürted.
İnsan için en
büyük tehlike, işte budur.
Ondan sonra en
büyük tehlike de "Gurur"dur.
İnsanın,
kendisini beğenmesidir yâni.
"Kibir",
her iyiliğe olur engel ve mâni.
Hadîste
buyuruldu: (Kalbinde kibir, gurur,
Olan kimse,
Cennete girmekten mahrum olur.)
Kurtarmak için
ise, kalbi bu fenâ huydan,
"İlim"
ve "ibâdet"e sarılmalı durmadan.
Nasıl
vücûdumuzun var ise bir gıdâsı,
“İlim” ve
“İbâdet”le silinir kalbin pası.
Amelsiz ilim
ise, insana bir vebâldir.
Zîrâ
öğrendiğini "Tatbîk etmek" gerektir.
Bildiklerine
göre yaşamazsa eğer kim,
Aleyhte şâhid
olur âhirette o ilim.
Ameli de, "İhlâs"la
yapmalıdır ki bir de,
Yârın, o
amellerden olsun kula fâide.
Nefse uygun
olarak yapılırsa iş eğer,
Hiç fâidesiz
olup, zahmeti boşa gider.
Yapılan bir
amelde, insanlara gösteriş,
Niyeti varsa
eğer, hiç makbûl olmaz o iş.
"Allah için"
olursa bir ibâdet ve tâat,
Allah,
mükâfâtını ihsân eder kat be kat.
Onun için, her
işi yapmadan önce insan,
Düşünmeli ki:
"Rabbim, râzı mı acep bundan?"
Râzı ise
yapmalı, yoksa vazgeçmelidir.
Böyle yapmak,
azâbtan kurtulma çâresidir.)
|