ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - DİNDEN PARA KAZANILMAZ

AKLIMI ATTIM, KURTULDUM

 

"Abdullah-ı İlâhî", büyük islâm âlimi.

Faydalı nasîhatler ediyordu dâimî.

 

Bir gün de buyurdu ki: (“Kul hakkı” mühimdir pek.

Âhirete kalırsa, çetin olur ödemek.

 

Kırbacı düşse idi sahâbenin deveden,

İnip kendi alırdı, gayriden istemeden.

 

İnsanı helâk eden bir huy var şu zamanda.

Bu, "Emir vermek"tir ki, mevcuttur her insanda.

 

Hattâ bu, her insanın hücrelerinde vardır.

İnsandan can çıkmadan, en son bu çıkacaktır.

 

Hanımlarınız ile helâllaşın bu yüzden.

Hattâ helâllaşmadan, çıkmayın evinizden.

 

Hassas davranılırsa, islâma tâbiyette,

Bir kırgınlık, üzüntü vukû bulmaz elbette.

 

Nerede bir ihtilâf, sıkıntı varsa eğer,

İslâma uymamaktan, dâimâ zuhûr eder.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Üstâda mutâbaât,

Yâni Ona uyarak, bulun huzûr ve râhat.

 

Evliyânın büyüğü, tasavvufun rehberi,

HâceBehâeddîn-i Buhârî” hazretleri,

 

En büyük talebesi, “Alâaddîn Attâr”a,

Kerîmesini verip, nikâhladıkta sonra,

 

Ona, bir tek nasîhat vermiş idi nihâyet.

Buyurdu: (Alâaddîn, yalnız beni taklîd et.)

 

Alâaddîn-i Attâr buyuruyor ki işte:

(Ben dahî üstâdıma, tâbi oldum her işte.

 

Onu taklîd ettiğim her işin, her husûsun,

Erdim hakîkatine, bereketiyle Onun.)

 

En kolay, en kestirme bir yol var tasavvufta.

Bu da, aklını atıp, tam uymaktır üstâda.

 

Celâleddîn-i Rûmî”, büyük bir evliyâdır.

O dahî bu hususta, şöyle buyurmaktadır:

 

(Hocama kavuşunca, zihnimde şüphe buldum.

Aklımı bırakınca, bu şüpheden kurtuldum.)

 

Hakîkî bir rehberi bulur da insan eğer,

Hâlâ kendi aklına uyarsa, ziyân eder.)

 

Birgün de buyurdu ki: (Mütevâzı olan zât,

Dünyâ ve âhirette olur mes'ut ve râhat.

 

Ne şikâyet edilir, ne de şikâyet eder.

Çünkü kula sıkıntı, “Kibr”inden zuhûr eder.

 

Yâni şikâyet etmek, "Kibir"e alâmettir.

Mütevâzı kul ise, sanki "Ölü" demektir.

 

Hiç şikâyet eder mi, ölmüşse biri şâyet?

Yâhut ölmüş adamı, kim eder ki şikâyet?

 

Nîmete kavuşmaya, vesîledir tevâzû.

Zîrâ yüksek dağlardan, aşağıya akar su.

 

"Tevâzû", yüksekliğin şaşmaz alâmetidir.

"Kibir" de, alçaklığın kesin işâretidir.

 

Mü'minin zînetidir tevâzû, hayâ, edeb.

Mütevâzı olanlar, yükselir her yerde hep.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan