ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

14 - İSLÂMA HİZMET FARZDIR

DUÂ ETMEK, İBÂDETTİR

 

"Hakîm-i Tirmizî" ki, hâl ehli bir velî zât.

Tesirli sözleriyle, ederdi çok nasîhat.

 

Bir gün de buyurdu ki: ("Duâ", bir ibâdettir.

Ve çok iyiliklerin gelmesine sebeptir.

 

Hazreti Ömer Fâruk, ömreye gitmek için,

Resûl-i kibriyâ'dan, istediğinde izin,

 

Buyurdu ki: (Gidiniz sıhhat ve afiyetle.)

Ve ey kardeşim Ömer, bana da duâ eyle.)

 

Hazreti Ömer der ki: (Bu "Kardeşim" sözünden,

Daha tatlı bir kelâm, duymadım ömrümde ben.)

 

"Duâ" demek, birine bir şey ikrâm etmektir.

Bir "Fâtiha" göndermek, yine duâ demektir.

 

Birine, az da olsa, iyilik etsen şâyet,

O da, bu iyiliğin altında kalmaz elbet.

 

Bir "Allah adamı"na, bir duâ etsen eğer,

O da, sana misliyle yardım ve himmet eder.

 

Eğer Resûlullah'a, bir duâ ve salevât,

Edersen, O da sana yârın eder şefâat.

 

Yâni duâ etmekle bir din kardeşimize,

Onun kat kat fazlası, döner ve gelir bize.

 

Allah'ın Sevgilisi, eshâbı kirâmına,

Bâzan buyururdu ki: (Duâ ediniz bana.)

 

O zaman derlerdi ki: (Ey Allah'ın Habîbi!

Var mı ihtiyâcınız duâya bizim gibi?)

 

O buyurur idi ki cevâbında eshâba:

(Sizler duâ ederek, kavuşun bu sevâba.

 

Faydası edene mi, edilene mi olur?

Şimdi bilmeseniz de, sonradan belli olur.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Kurtuluşu kişinin,

Yapmasına bağlıdır, her şeyi "Allah için".

 

Hiç tasvip edilmiyen bâzı insanlar vardır.

O da, "Kullara göre" şekillenen insandır.

 

Hep insanlara göre tavır alır o yâni.

Lâkin cenâb-ı Allah, hiç beğenmez bu hâli.

 

Çünkü hâlis müslümân, her yerde müslümândır.

Eğer değişiyorsa, onun dîni noksandır.

 

"Altın", hiç değişir mi, olsa da hangi elde?

Kâfirde de altındır, mü'minin elinde de.

 

"Hava" ve "Su" ne ise, müslümân işte odur.

Onun yanında olan, bulur râhat ve huzûr.

 

Çünkü o, âhirete döndürmüştür yüzünü.

Onu gören, unutur cümle üzüntüsünü.

 

Mü'minler, Allah için bir araya gelseler,

Buna, melekler bile imrenir, gıbta eder.

 

Bu gibi müslümânlar, mezârdan kalktığında,

Gölgeleneceklerdir, “Arş-ı âlâ” altında.

 

Kim nefsine değil de, islâma uysa şâyet,

Ebediyyen Cennete kavuşur en nihâyet.

 

Her kim de gider ise, hep nefsinin peşinde,

Yanar o da mâzallah, Cehennem ateşinde.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan