|
14 - İSLÂMA HİZMET
FARZDIR
HER ŞEYİN HAYIRLISI
"Ubeydullah
Hakkârî", büyük âlim, evliyâ.
Onun
hizmetleriyle din ilmi oldu ihyâ.
Biri Ona
sordu ki: (Evliyâ nasıl olur?
Evliyâ
kimselerde, ne özellik bulunur?)
Buyurdu ki:
(Evliyâ denir ki şu kimseye,
Doludur kalbi
onun, sırf "Allah sevgisi"yle.
Yâni Onu çok
seven, sırf Onun için yanan,
Bir kalbi
olan kişi, "Evliyâ"dır her zaman.
İmâm-ı
Rabbânî de, eseri "Mektûbât"ta,
Bu mevzû
üzerinde buyuruyor ki hattâ:
(Böyle kalbin
sâhibi, düşünse de bin sene,
Aslâ gelmez
kalbine, Allah'tan gayri nesne.)
Buna kavuşmak
için, pek çok çalışmalıdır.
Ve acele
etmeyip, ümitli olmalıdır.
Bir gün
gelir, elbette nasîb olur bu devlet.
Her şeyi, bir
saatte verebilir O elbet.
Ya henüz
hayattayken, ya verirken rûhunu,
Yâhut
öldükten sonra, ihsân eder O bunu.
Ne zaman
ihsân eder, Onun bileceği iş.
Köle,
Efendisiyle eder mi alışveriş?
Kula düşen,
ihlâsla yapmaktır kulluğunu.
O verir veyâ
vermez, düşünmez aslâ bunu.
Çünkü vermesi
midir bize hayırlı olan?
Yoksa
vermemesi mi, haberimiz yok bundan.
Belki de
şımarırız o nîmet verilince.
Allah'ın
yaptığında, hikmetler vardır nice.
Nitekim ilk
asırda "Sâlebe" diye bir zât,
Bir gün,
Resûlullah'a ederek mürâcaat,
Dedi: (Yâ
Resûlallah, usandım fakirlikten.
Duâ et, malım
artsın, çok zengin olayım ben.)
Buyurdu ki:
(Sen benden, böyle şey etme talep.
Hayırlısı ne
ise, onu arzu eyle hep.)
O, ısrârla
dedi ki: (Hayır, bana duâ et.
Bıktım bu
fakirlikten, zengin olayım gâyet.)
Resûle "Hayır!"
demek, küfürdür ki esâsen,
O, “Hayır”
demek ile, düşmüştü küfre zâten.
Resûlullah,
sözünü üç kere etti tekrar.
O, yine bu
talepte inâtla etti ısrâr.
Son defâ
buyurdu ki: (Ben size Peygamberim.
Eğer duâ
edersem, yaratır hemen Rabbim.
Lâkin
olabilir ki, sıkıntı çekersin sen.
Hayırlısını
iste bu hususta istersen.
Çünkü mal,
bâzan iyi, bâzan iyi değildir.
Hayırlı
olmasını istemek en iyidir.)
O çok ısrâr
edince, Resûlullah nihâyet,
Ona duâ
buyurdu, "Zengin" oldu begâyet.
Lâkin bir
sene sonra, o Server, bu kimseye,
Memurunu
gönderdi, "Git, zekât iste" diye.
O, zekâtı
vermeyip, hem de hayâ etmeden,
Dedi:
(Sizin için mi, kazandım bu malı ben?)
Böylece
mürted olup, yıktı âhiretini.
"Ateş"e
atıverdi ebediyyen kendini.
|