|
14 - İSLÂMA HİZMET
FARZDIR
BÜYÜKLER "BEN" DEMEZ
"Abdülbâkî
Efendi", âlim ve velî bir zât.
Bir gün,
sevdiklerine, şöyle etti nasîhat:
Müslümân,
mütevâzı, alçak gönüllüdür hep.
"Ben"
diye konuşmaktan, eder hayâ ve edeb.
Nitekim "Bâkî
Billah" adında velî bir zât,
Vardı ki, çok
dolaştı bulmak için bir üstâd.
Yağmur çamur
demeyip, gezdi bu aşk içinde.
Yaşlı vâlidesi
de dolaşırdı peşinde.
Çektiği
zahmetleri görerek bu oğlunun,
İçten
üzülüyordu hâline her gün Onun.
Bir gece
yarısında, sahrâlara çıkarak,
Duâ etti
oğluna, Allah'a yalvararak:
(Yâ Rabbî,
evlâdımın murâdı neyse eğer,
Habîbin
hürmetine, eyle Ona müyesser.
Ya kavuştur
oğlumu, ne ise murâdına,
Ya da, al
ki canımı, tahammülüm yok buna.)
Bu duâ
üzerine, "Hâcegî İmkenegî",
Hazretlerini
bulup, hâsıl oldu dileği.
Bir defâ
oturmakla bu “Velî”nin dersine,
Yükseldi
tasavvufun en son mertebesine.
Mutlak icâzet
verip, buyurdu ki o Hazret:
(Sana, iki
şey için verildi bu icâzet.
Biri,
mübârek olsun, kavuştun murâdına.
İkincisi,
Serhend'den bir zât gelir yanına.
Sen de, bu
emâneti, Ona teslîm eyle ki,
Bu yol
devâm edecek Onunla elbette ki.)
Bu emirle,
Serhend'e gitti ise de, fakat,
Aradı,
bulamadı o kimseyi o saat.
"İmâm-ı
Rabbânî"ydi aradığı kahraman.
Meğer o gün
ayrılmış, bir iş için oradan.
Yurduna geri
dönüp, başladı beklemeye.
Başkaları
gelirdi, Ona talebeliğe.
Lâkin
tevâzûundan, geri gönderiyordu.
(Aradığınız
kişi, ben değilim) diyordu
Bir gence,
rüyâsında dendi ki: (Durma daha.
Yârın gidip
tâbi ol, Hâce Bâkî Billâh'a.)
Gitti, lâkin o
gence buyurdu ki mübârek:
(Aradığın o
kişi, başkası olsa gerek.
Sen,
kendine bir rehber ararsın, anlıyorum.
Ben dahî,
senin gibi bir rehber arıyorum.)
Geri gelip, o
gece rüyâ gördü O yine.
(Niçin tâbi
olmadın?) denildi
kendisine.
Dedi ki:
(Gittim ama, o zât mürşid değilmiş.
O dahî benim
gibi, bir rehber arar imiş.)
Denildi ki;
(O idi, git tâbi ol ihlâsla.
Zîrâ
"Benim" demezler, o büyük zâtlar aslâ.)
Tekrar gidip
dedi ki: (Efendim, bu iş tamam.
Beni kovsanız
bile, bu kapıdan ayrılmam.)
O böyle arz
edince gidip Bâkî Billâh'a,
O zaman kabûl
edip, döndürmedi bir daha.)
|