ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

14 - İSLÂMA HİZMET FARZDIR

CENNET CEHENNEM

 

"Abdülvehhâb-ı Gâzî", âlim ve velî bir zât.

Şu hadîsi şerîfi îzâh etti o bizzât:

 

(Bu dünyâ, mü'minlere, sanki hapishânedir.

Ve lâkin kâfirlere, râhat, sanki Cennettir.)

 

Dedi: (Böyle ise de bu hadîsin mânâsı,

Lâkin îzâh etmeden zordur anlaşılması.

 

Çünkü biz, dünyâda da, kâfirlere nazaran,

Sanki Cennet hayâtı yaşıyoruz her zaman.

 

Niçin hapishânedir bu dünyâ öyle ise?

Çünkü Cennete göre, böyle gelir bu bize.

 

Nitekim âhirette, Cehennemden son çıkan,

Mü'mine, dünyâ kadar Cennet vardır o zaman.

 

Ve hattâ bu dünyâdan on misli daha büyük,

Ona, nîmetle dolu verilir Cennette mülk.

 

O genişliğe göre, bu dünyâdaki evler,

Hattâ saray da olsa, bir “Zindan” gibidirler.

 

Bir gün, "Abdülkâdir-i Geylânî" hazretleri,

Giyinmiş çok kıymetli güzel elbiseleri,

 

Sırtına bir şal alıp, çok da güzel bir atla,

Bir yere gidiyordu, heybet ve saltanatla.

 

O ara bir yehûdî, sırtlanmış çalı diken,

Ter kan içerisinde, yalın ayak giderken,

 

Hazreti Geylânî'yi, bu hâliyle görerek,

Geçer hemen atının önüne "Dur!" diyerek.

 

Der ki: (Ey Gavs-ı a'zam, sizin Peygamberiniz,

Şöyle bir şey söylemiş, var mıdır haberiniz?

 

Demiş ki: “Mü'minlere, zindandır bu dünyâ tam.

Kâfirlere Cennettir", doğru mudur bu kelâm?)

 

O, (Doğrudur) deyince, der ki hemen yehûdî:

(Neresi doğru bunun, îzâh et bana haydi!

 

Yâni Cennette miyim ben şu kötü hâlimle?

Sen de zindanda mısın yâni şu haşmetinle?)

 

Kerâmet göstermeye, mecbûr kalır O artık.

Attan inip, yanına yaklaşır o aralık.

 

Sağ kolunun içini gösterip yehûdîye,

Buyurur: (Bak bakalım, ne görüyorsun?) diye.

 

O, bakınca görür ki, bir “Cennet” var muazzam.

Orada, zevk içinde oturur Gavs-ı a'zam.

 

Buyurur: (Şimdi söyle, Cennet, bu dünyâ mıdır?

Yoksa şimdi gördüğün o geniş mekân mıdır?)

 

Der ki: (O Cennette ki yerini gördüm senin.

Hakîkaten burada, sen hapishânedesin.)

 

Sonra da, sol kolunun içini göstererek,

Sorar o yehûdîye: (Ne görürsün?) diyerek.

 

Cehennem”de yanarken görür o kendisini.

Bir dehşete kapılıp, korku sarar içini.

 

Gavs-ı a'zam buyurur: (Şimdi de söyler misin?

Burda Cehennemde mi, yoksa Cennette misin?)

 

Der ki: (Ey Gavs-ı a'zam, haklıymışsın sen meğer.

Âhirete nazaran, Cennetmiş bize bu yer)

 

Sonra, cânü gönülden getirip Şehâdeti,

Îmân edip kazanır, ebedî seâdeti.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan