|
14 - İSLÂMA HİZMET
FARZDIR
CENNET CEHENNEM
"Abdülvehhâb-ı
Gâzî", âlim ve velî bir zât.
Şu hadîsi
şerîfi îzâh etti o bizzât:
(Bu dünyâ,
mü'minlere, sanki hapishânedir.
Ve lâkin
kâfirlere, râhat, sanki Cennettir.)
Dedi: (Böyle
ise de bu hadîsin mânâsı,
Lâkin îzâh
etmeden zordur anlaşılması.
Çünkü biz,
dünyâda da, kâfirlere nazaran,
Sanki Cennet
hayâtı yaşıyoruz her zaman.
Niçin
hapishânedir bu dünyâ öyle ise?
Çünkü Cennete
göre, böyle gelir bu bize.
Nitekim
âhirette, Cehennemden son çıkan,
Mü'mine, dünyâ
kadar Cennet vardır o zaman.
Ve hattâ bu
dünyâdan on misli daha büyük,
Ona, nîmetle
dolu verilir Cennette mülk.
O genişliğe
göre, bu dünyâdaki evler,
Hattâ saray da
olsa, bir “Zindan” gibidirler.
Bir gün, "Abdülkâdir-i
Geylânî" hazretleri,
Giyinmiş çok
kıymetli güzel elbiseleri,
Sırtına bir
şal alıp, çok da güzel bir atla,
Bir yere
gidiyordu, heybet ve saltanatla.
O ara bir
yehûdî, sırtlanmış çalı diken,
Ter kan
içerisinde, yalın ayak giderken,
Hazreti
Geylânî'yi, bu hâliyle görerek,
Geçer hemen
atının önüne "Dur!" diyerek.
Der ki: (Ey
Gavs-ı a'zam, sizin Peygamberiniz,
Şöyle bir şey
söylemiş, var mıdır haberiniz?
Demiş ki:
“Mü'minlere, zindandır bu dünyâ tam.
Kâfirlere
Cennettir", doğru mudur
bu kelâm?)
O, (Doğrudur)
deyince, der ki hemen yehûdî:
(Neresi doğru
bunun, îzâh et bana haydi!
Yâni Cennette
miyim ben şu kötü hâlimle?
Sen de
zindanda mısın yâni şu haşmetinle?)
Kerâmet
göstermeye, mecbûr kalır O artık.
Attan inip,
yanına yaklaşır o aralık.
Sağ kolunun
içini gösterip yehûdîye,
Buyurur:
(Bak bakalım, ne görüyorsun?) diye.
O, bakınca
görür ki, bir “Cennet” var muazzam.
Orada, zevk
içinde oturur Gavs-ı a'zam.
Buyurur:
(Şimdi söyle, Cennet, bu dünyâ mıdır?
Yoksa şimdi
gördüğün o geniş mekân mıdır?)
Der ki: (O
Cennette ki yerini gördüm senin.
Hakîkaten
burada, sen hapishânedesin.)
Sonra da, sol
kolunun içini göstererek,
Sorar o
yehûdîye: (Ne görürsün?) diyerek.
“Cehennem”de
yanarken görür o kendisini.
Bir dehşete
kapılıp, korku sarar içini.
Gavs-ı a'zam
buyurur: (Şimdi de söyler misin?
Burda
Cehennemde mi, yoksa Cennette misin?)
Der ki: (Ey
Gavs-ı a'zam, haklıymışsın sen meğer.
Âhirete
nazaran, Cennetmiş bize bu yer)
Sonra, cânü
gönülden getirip Şehâdeti,
Îmân edip
kazanır, ebedî seâdeti.
|