|
13 - BEDAVA TANIDIK
NEFSİ KIRMAK İÇİN
"Rükneddîn-i
Çeştî" ki, âlim ve velî bir zât.
Yılmadan
insanlara ederdi hep nasîhat.
Bir gün de
buyurdu ki: (Ey müslümânlar, şu an,
“Nefsi
emmâre”sidir insana büyük düşmân.
İslâmın her
emrinde, bu nefsi kırmak vardır.
İslâma
uyulursa, o da payını alır.
İstişâre eyle
ki, bu, nefsi kırar iyi.
Zîrâ nefis,
istemez istişâre etmeyi.
Eğer yolda
giderken, rastlarsan bir mü'mine,
Önce sen selâm
ver ki, kırılsın nefsin yine.
Müsâfeha
edecek olursan yine eğer,
Önce sen el
uzat ki, bu dahî nefsi ezer.
Kırıldığın
kimseden, önce sen özür dile.
Ki, yine senin
nefsin kırılsın böylelikle.
Öfkelenme,
halîm ol, çok çalış, olma tembel.
Bunların
herbiri de, nefsi kırar mükemmel.
Nefsin, bizi
en fazla kandırdığı husus da,
Bize hep, "Sen
haklısın" dedirtir her hususta.
Lâkin
Resûlullah'ın tavsiyesi bu değil.
Bize, Onun
ahlâkı olmalı rehber, delîl.
Zîrâ O buyurur
ki: (Eğer iki müslümân,
Herhangi
ihtilâfa düşerlerse bir zaman,
Hangisi,
diğerinden özür dilerse önce,
O kimseye,
yüksek “bir köşk”
verilir ölünce.
Bunun,
mahşer yerinde kefîli, benim bizzât.
Köşkün
anahtarını, istesin benden o zât.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Kardeşlerim bu “Kibir”,
Bilin ki,
insanların büyük felâketidir.
İki zînet
vardır ki, süsler insanları hep.
Onun biri "Tevâzû",
diğeri "Hayâ, edeb".
Mevkî ve
selâhiyyet, mal çokluğu, zenginlik,
Kâbiliyetli
olmak, güzellik ve zekîlik,
Fâikiyyet
sağlıyan bütün bu şeyler de hep,
Felâkettir
insana, olursa "Kibr"e sebep.
Bundan
kurtulmanın da çâresi, tevâzûdur.
Bu da, kulun
kendini "Hiç" bilmesiyle olur.
Zîrâ
kibirlenecek neyin var ki ey insan?
Gece gündüz
Rabbine edersin günâh, isyân.
Bir damla
sudur aslın, ölürsün bu gün yârın.
Sayılmıyacak
kadar, çoktur hem de günâhın.
Kendine gel,
adam ol, olsan dahî paşa, bey.
Teneşir
tahtasında bitecek yârın her şey.
Bu günkü
havaların, yârın sona erecek.
“Ölüm”e
hazırlan ki, çetin günler gelecek.
Bakmayın şimdi
dimdik, ayaktayız, yürürüz.
Yakında,
musallâ'da yatarız, hem de dümdüz.
Bir gün
Resûl-i ekrem, uğrayıp kabristana,
Ağlayınca,
eshâbı sordular bunu Ona.
Buyurdular ki:
(Ölüm, dehşetli bir iş elbet.
Buna
hazırlanın ki, başa gelir âkıbet.)
|