|
13 - BEDAVA TANIDIK
GÖNLÜ KIRIK OLUN
"Şâh Kubâd-i
Şirvânî", bir mübârek zât idi.
İşi hep,
insanlara öğüt nasîhat idi.
O, bir günkü
vâzında buyurdu: (Aman sakın!
“Gönlü
kırık” olması lâzımdır müslümânın.
Sahâbeden
birisi, bir savaş meydanında,
Salınarak
yürüdü, hem de bir cenk ânında.
Resûlullah, bu
hâlin farkına varmışlardır.
(Bu, doğru
değil!) diye, îkâz buyurmuşlardır.
“Huneyn”
harbinde dahî, yine eshâbı kirâm,
Çok kalabalık
olup, “Onbin” kişiydiler tam.
(Bu ordunun
önünde kim durabilir?)
diye,
Düşünüp, az
bir gurur gelmişti kalplerine.
Lâkin böyle
düşünüp, böbürlendiklerinden,
Düşmânın
karşısında, dağıldılar hep birden.
Savaşçı bir
milletti zîrâ karşıdakiler.
Her attığını
vuran, okçuydu hepsi birer.
Buna rağmen,
Allah'ın Sevgili Peygamberi,
Atını
mahmuzlayıp, giderken tam ileri,
Hazreti Alî
tutup, dedi: (Yâ Resûlallah!
Gitme ki,
hazretine zarar gelir mâzallah.)
Buyurdu:
(Abdullah'ın oğlu Muhammed'im ben.
Tek başıma
da olsa, giderim çekinmeden.)
Aslâ
gerilemedi, bir milim olsa bile.
Durdu, fakat
gitmedi Onun bu ricâsıyle.
Lâkin “hazreti
Abbâs”, sesi gür kimseydi pek.
Îkâz etti
eshâbı, şöyle nidâ ederek:
(Ey Resûlün
eshâbı! Nereye gidersiniz?
Burada
yalnız kaldı bakın Peygamberimiz.
Söz
vermemiş miydiniz siz Ona ilk günlerde,
Ki, yalnız
bırakmayız seni her tehlikede.)
Onlar bunu
işitip, durumu anladılar.
(Biz
n'âpıyoruz?) deyip,
hemen toparlandılar.
"Kırık
kalpli"olarak saldırdılar bu kere.
Allah'ın
yardımıyle, kavuştular zafere.
Allah, göğsü
kabarık insanları sevmiyor.
Başı önünde
olan kulları beğeniyor.
Dikbaşlılık
kötü şey, sen, bir "Kul"sun nihâyet.
Çok ibâdet
yapsan da, arkasından tövbe et.
Ancak böyle
yapmakla buluruz râhat, huzûr.
Zîrâ her
amelimiz bizim hatâ ve kusûr.
Edeb'i ve
hayâ'yı, elden bırakmıyalım.
Ve her insana
karşı, mütevâzı olalım.
(Benim
dediğim doğru, sen “Peki” diyeceksin!)
Birine böyle
demek, kibirdir, gâyet kesin.
Adam ol da,
gönlüyle desin o sana "Peki".
Zorla peki
dedirtmek, bir mârifet değil ki.
Zîrâ
Peygamberimiz, eshâbtan hiç kimseye,
Aslâ
söylememiştir, (Bana peki de!) diye.
Ve lâkin o
arslanlar, âşık olup hep Ona,
Canlarını
verdiler, çoğu Onun uğruna.)
|