|
12 - GÜL, OVADA YETİŞİR
KENDİNİ HESÂBA ÇEK
"Hâce
Mevdûd-i Çeştî", âlim ve velî bir zât.
Ederdi
insanlara, çok öğüt ve nasîhat.
Bir gün, bu
büyük zâtın, biri geldi yanına.
(Çok
zenginim) deyince, nasîhat etti ona.
Buyurdu ki:
(Evlâdım, mühim değil dünyâlık.
Zîrâ seâdet
için, kâfi değil mal, varlık.
Mühim olan, o
malı nereden kazandınız?
Ve onu,
nerelere ve nasıl harcadınız?
Helâlden
kazanmıyan, doksan bin Hacca gitse,
Sonunda,
Cehenneme düşebilir o kimse.
Ve kılsa da o
kişi, doksan bin rekât namâz,
Yine de
Cehennemden kendini kurtaramaz.
Zîrâ eğer “Harâm”la
beslenirse bir beden,
Hiç sevap
kazanamaz yaptığı ibâdetten.
Farz borcu
ödense de, verilmez aslâ sevap.
Hattâ tövbe
etmezse, çekebilir çok azâb.
“Harâm”
ile beslenen vücûdu ateş yakar.
Aklı olan,
harâma hiç eder mi îtibâr?
Kazandığın
maaşı, helâl ettirmemişsen,
Nasıl cevap
verirsin Rabbine mahşerde sen?
(Bugün ben
Allah için ne yaptım?)
diye her gün,
Kendine hesap
sor ki, hafiflesin bu yükün.
Zîrâ
Peygamberimiz buyurur ki: (Şimdiden,
Görün
hesâbınızı, hesâba çekilmeden.)
Hak teâlâ
soracak girince kabre yârın:
(Nasıl para
kazanıp, nerelere harcadın?
Nerelerde
eskittin vücûd âzâlarını?)
Hazırlamak
gerekir, bunların cevâbını.
Zîrâ nice
sakatlar, kör kötürüm olan var.
Cevap
hazırlayın ki, ölünce soracaklar.
Hazreti Ömer
bile, sorarmış kendine hep.
Dermiş ki:
(Allah için ne yaptın bugün acep?)
Her gün,
nefsimiz için, yaparız nice şeyler.
Onlar, hep
sorulacak mahşerde birer birer.
O gün,
yaptıklarımız konunca önümüze,
Nasıl mahcûb
oluruz o anda Rabbimize?
Affı ve
mağfireti olsa da Rabbimizin,
Lâyık olmak
gerekir, ona kavuşmak için.
Afv’a lâyık
olmanın şartı da şu ki yine,
Merhametli
olmaktır cümle din kardeşine.
Zîrâ
müslümânlara, kin ve nefret taşıyan,
İnsandan, daha
bahtsız kim vardır acep şu an?
Kelime-i
tevhîdi söyliyen, “Evliyâ”dır.
Zîrâ
evliyâlığın, dereceleri vardır.
Bırakın
mü'minleri, kâfirlerin bile biz,
Kalbini
incitmeye, aslâ me’zun değiliz.
Birini
kötülemen gerekirse muhakkak,
Kendini kötüle
ki, sensin buna müstehak.
Zîrâ Rabbine
karşı, bunca günâh ve isyân,
Yapmışken,
başkasına kızılır mı ey insan?)
|