|
12 - GÜL, OVADA YETİŞİR
İNSANIN KIYMETİ
"Seyyid
Ahmed Hicâbî", büyük âlim ve velî.
Nasîhati,
herkese olurdu fâideli.
Bir gün,
sevdiklerine buyurdu: (Ey insanlar!
Rabbimizin
bizlere, sonsuz nîmetleri var.
Bu kadar çok
nîmete şükretmek mümkün değil.
Zîrâ âciz
kalırlar, bu işte ağız ve dil.
Bu bâbta Hak
teâlâ buyurur ki Kur'ânda:
(Size
nîmetlerimi yazmak için dünyâda,
Ağaçlar
kalem olsa ve denizler mürekkep,
Nîmetlerim
bitmeden, denizler biterdi hep.
Bir deniz
daha gelse, biterdi o da mutlak.)
Öyle kıymet
vermiştir bizlere cenâb-ı Hak.
Ne
görebiliyorsak yâni şu kâinâtta,
Ve ne
göremiyorsak yerde ve gökte hattâ,
Hepsi,
menfaatine yaratıldı “İnsan”ın.
Nasıl kıymet
vermiştir Rabbimiz bize bakın.
Yıldızlar, ay
ve güneş, bu koskoca kâinât,
Yeryüzünde
bulunan, nice hayvan ve nebât,
Hepsini, “İnsan”
için yarattı Hak teâlâ.
Bir şeref ve
üstünlük olur mu bundan âlâ?
Allah, biz
insanlara böyle kıymet veriyor.
(Sizi de,
kendim için yarattım) buyuruyor.
Bu kadar
nîmetlere nâil olan bu “İnsan”,
Hiç unutabilir
mi Rabbini kısa bir an?
Unutursa, ne
kadar olur fenâ ve çirkin.
Bundan büyük
nankörlük olur mu bir kul için?
Bu, zor bir
imtihândır, zîrâ şeytân ve nefis,
Bizi,
isyânkârlığa sevk ederler bilâkis.
Allahü
teâlâdan gelen nûr ve feyize,
Mâni olan,
bizdeki "Nefis"tir önce bize.
İnsanın
kendisidir kendine asıl düşmân.
Düşmânı,
dışarıda aramayın hiç bir an.
(Ben
haklıyım) demeye başladı mı bir kimse,
Tâbi olmuş
demektir can düşmânı bu nefse.
(Filân, on
para etmez) dediği anda kişi,
Nefsin
pençesindedir, bitmiştir onun işi.
Başkasını
suçlamak, suçların büyüğüdür.
O, nefse
esirdir ki, değildir serbest ve hür.
Şaka değil “Ateş”
var, dayanılmaz an bile.
Cennet de,
Cehennem de, dolacak insan ile.
Öyleyse,
Rabbimizin bize ihsân ettiği,
Nîmetlerin
kadrini, bilelim daha iyi.
Birisi "Îmân"dır
ki, bu, çok büyük bir nîmet.
Elden
çıkarmamaya, verin çok ehemmiyet.
Öbürü "Vücut"tur
ki, çok şükür sıhhatteyiz.
Bu büyük
nîmeti de, ihsân etmiş Rabbimiz.
Bu emâneti
dahî, Onun râzı olduğu,
Yerlerde
kullanarak, tam yapmalı kulluğu.
Nasılsa
eskiyecek bu vücut en sonunda.
Öyleyse
bırakın da, eskisin “Hak yolu”nda.)
|