ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - GÜL, OVADA YETİŞİR

İHLÂS ŞARTTIR

 

"Sünbül Sinân Efendi", gönül ehli bir kişi.

İnsanları "Ateş"ten kurtarmaktı tek işi.

 

Her hâli, insanlara olurdu ibret ve ders.

Hep güler yüzlü idi, severdi Onu herkes.

 

O, bir gün buyurdu ki: (Kaçının “Kul hakkı”ndan.

Mahşerde, zor kalkılır zîrâ bu hak altından.

 

En iyisi, dünyâda hemen helâllaşmaktır.

Âhirete gidince, tekrar uğraşmamaktır.

 

Âhirete kalırsa eğer alacağınız,

Hakkınız ne kadarsa, o kadar alırsınız.

 

Yok, helâl ederseniz dünyâda onu fakat,

Bin katı” alırsınız, âhirette mükâfât.

 

Ters” dahî dönebilir o hesap âhirette.

Orada "borçlu" çıkıp, kalırsınız hayrette.

 

Nice “Alacaklılar” vardır ki zîrâ o gün,

Borçlu” hâle düşer de, helâk olur büsbütün.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Dînimiz üç esastır.

Önce “İlim” ve “Amel”, üçüncüsü “İhlâs”tır.

 

Bir işi, Allah için yapmazsa eğer bir kul,

Hak teâlâ indinde, olmaz iyi ve makbûl.

 

Bir amelin, indallah kabûl olması için,

İhlâsla yapılması lâzım gelir o işin.

 

İhlâssız işler için, verilmez bir şey sana.

"Eski paçavra" gibi çarpılır suratına.

 

Bir işin hâlisiyle bozuğu da, zâhiren,

Çok benzer olsa bile, ayrıdır birbirinden.

 

"Hakîkî çiçek" ile, bir yapma, "sun'î çiçek",

Ne kadar benzese de, ayrıdır, bu bir gerçek.

 

Mûsâ aleyhisselâm, giderken Tûr dağına,

Yarı yolda, bir âbid çıkıverdi yoluna.

 

Ve hazreti Mûsâ'dan etti ki şöyle talep:

(Allaha suâl et ki, râzı mı benden acep?)

 

Mûsâ Nebî, (Sorayım) buyurup ona yine,

Bunu, Tûr-i Sînâ'da suâl etti Rabbine.

 

Hak teâlâ buyurdu: (Râzı değilim aslâ.

Zîrâ ibâdetini o yapmıyor ihlâsla.)

 

Yine buyuruyor ki Behâeddîn Buhârî:

(Mekke'de, görmüş idim sakallı, yaşlı biri.

 

Kâbenin örtüsüne sarılmış yalvarıyor.

Gözlerinden sel gibi, yaşlar yuvarlanıyor.

 

Kalbine nazar ettim, “Dünyâ”ya etmiş meyil.

Yâni o yalvarışı, samîmî, hâlis değil.

 

Bir genci de gördüm ki, hem Minâ pazarında,

Çok büyük alışveriş yapıyordu o anda.

 

Kalbine nazar ettim, eser yoktu “Dünyâ”dan.

Bir an gâfil değildi, Allahü teâlâdan.

 

İhlâs”la yaptığından genç o alış verişi,

Hak teâlâ indinde makbûl idi o işi.

 

Zîrâ cenâb-ı Allah, ihlâsı beğeniyor.

İhlâssız amellere, bir karşılık vermiyor.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan