|
11 - GÜL KOKAR, DİKEN
BATAR
İYİ İNSAN NASILDIR?
"Abdullah-ı
Bosnevî", ilim ehli bir zâttı.
İşi hep,
okumak ve talebe okutmaktı.
Çok fazla
korkuyordu Allahü teâlâdan.
Yine bir
sohbetinde, buyurdu ki bir zaman:
(Hakîkî bir
müslümân, önce ilmihâlini,
Öğrenip, buna
göre düzeltir her hâlini.
Eğer günâh
işlerse, üzülür, kalbi yanar.
Artık unutmaz
onu, tâ ölünceye kadar.
(Ben,
Rabbime nasıl da isyân ettim?)
diyerek,
Pişmân olur ve
ağlar, göz yaşları dökerek.
"İyi iş"
yapsa dahî, kusûrlu, noksan bulur.
Ve o işi, bir
daha hâtırlamaz, unutur.
Her gün akşam
olunca, kendine sorar ki hep:
(Ey nefsim,
Allah için ne yaptın bu gün acep?)
Gece gün
kendisini hem çeker ki hesâba,
Düşmesin
âhirette Cehenneme, azâba.
"Dünyâ
düşüncesi"ni kalbinden söküp atar.
Âhirette,
azâbtan kurtulmaya yol arar.
Gönlünden, tam
olarak atar "Uzun emel"i.
Zîrâ iyi bilir
ki, çok yakındır "Ecel"i.
Dünyâ için
çalışıp, kazansa da pek fazla,
"Dünyâ
muhabbeti"ni kalbine sokmaz aslâ.
Zîrâ onun
kalbinde, vardır "Allah sevgisi".
Bir kalpte
"İki zıd"dan, bulunmaz her ikisi.
“Hâlis
mü'min” odur ki, ödü kopar günâhtan.
Harâm işlerim
diye, korkudan titrer her an.
Kırık, mahzun
kalp ile yapar ibâdetini.
Sonra da,
istiğfâra muhtâç bulur hepsini.
"Âhiret
derdi" ile dertlenmiştir o hepten.
Bütün
yaptıklarına, tövbe eder yürekten.)
Dediler ki:
(Efendim, mü'mine yakışmıyan,
Kötü işleri
dahî, eyleyin bize beyân.)
Buyurdu ki:
(İnsanın, hevâ ve hevesine,
Uyarak iş
yapması, zulümdür kendisine.
İşlediği
günâhı, "Küçük" görse o şâyet,
Olamaz onun
için, bundan büyük felâket.
İnsanların
düştüğü, korkunç hastalıkların,
Biri de, "Gıybet"ini
yapmaktır bir insanın.
“Gıybet”,
iki cihânda, felâkete sebeptir.
Milletleri
içerden kemiren bir âfettir.
Kendisini
beğenen kimseler yapar bunu.
Tatmîn eder
böylece, nefsinin arzusunu.
Ey akıl
sâhipleri, düşünün, ibret alın!
Henüz ecel
gelmeden, "Ölüm"e hazırlanın.
Siz günâh
işlerseniz bu dünyâda gülerek,
Yanarsınız
orada, âh-ü figân ederek.
"Ateş”
deyip geçmeyin, düşünün üzerinde.
Tutun
parmağınızı bir "kibrit alevi"nde.
Öyleyse,
üstünüzden atın da bu gafleti,
Görün artık
gelecek o korkunç âkıbeti.)
|