ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

11 - GÜL KOKAR, DİKEN BATAR

ÜSTÂDIMI SEVİYORUM

 

"Eşrefzâde Bursavî", âlim ve velî bir zât.

Gece gün insanlara ederdi hep nasîhat.

 

Bir gün, cemâatine dedi: (Bu gün insanlar,

"Hayâl" olan şeylerin ardında koşuyorlar.

 

Zîrâ dünyâ, “Hayâl”dir, âhirettir hakîkat.

Âhirete nazaran, sanki “Rüyâ” bu hayat.

 

Meselâ dünyâdaki deniz, dağ ve nehirler,

Hayâlden ibârettir, hakîkî değildirler.

 

Velhâsıl her neyi ki, görürsünüz bu yerde,

Hepsinin, asılları mevcuttur âhirette.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Herkes için, muhakkak,

Bir islâm âlimine lâzımdır tâbi olmak.

 

Zîrâ ehemmiyetsiz bir “Dünyâ işi” bile,

Kolay hâlledilmiyor, bilmiyen bir kişiyle.

 

Eğer mevkî sâhibi olan bir “Adam”ınız,

Olmazsa, kolaylıkla hâllolmaz o dâvânız.

 

Basit dünyâ işini hâlletmek için bile,

Bir “Adam”a ihtiyâç duyulursa, hâliyle,

 

Sonsuz azâb çekmenin mevzû bahis olduğu,

Âhiret işleri”nde, çok daha mühimdir bu.

 

Bir sahrâda, yolunu kaybeden bir kimseye,

Biri yol gösterince, nasıl çok sevinirse,

 

Âhiret yolunda da, bir "Allah adamı"na,

Rastlıyan, çok sevinip, tam tâbi olur Ona.

 

Öyle fazla sever ki bu Allah adamını,

Ondan izin almadan, atmaz tek adımını.

 

Nitekim üstâdına muhabbeti çok olan,

Talebenin birine, sormuşlar ki bir zaman:

 

(Evlâdım söyle bize, İmâm-ı a'zamı mı,

Çok seviyorsun, yoksa, kendi üstâdını mı?)

 

Bu suâl karşısında, hiç tereddüt etmeden,

(Üstâdımı daha çok severim) demiş hemen.

 

Bu cevap, garibine gitmiş soran kişinin.

Demiş ki: (Nasıl olur, hikmeti ne bu işin?)

 

Arz etmiş ki: (Büyüktür evet, İmâm-ı a'zam.

Onun büyüklüğünü, almaz benim havsalam.

 

Onun kitaplarını, yıllardır okuyordum.

Lâkin câhilliğimden, bir şey anlamıyordum.

 

Ne zaman ki tanıdım çok kıymetli "Hocam"ı.

Ancak anlıyabildim, ben İmâm-ı a'zamı.

 

Tanımış olmasaydım, üstâdımı ben eğer,

"İmâm-ı a'zam"dan da olacaktım bî-haber.

 

Ben, hocamı görmeden, hiçbir şey bilmiyordum.

Ebedî felâkete, "Ateş"e gidiyordum.

 

O, kolumdan tutarak, o çirkefin içinden,

Çekip, kurtardı beni "Cehennem ateşi"nden.

 

Kendi insanlığımı öğretti bana hocam.

Onun sâyesindedir, şimdi ne biliyorsam.

 

O gösterdiği için bana "Cennet yolu"nu,

Hiç elimde olmadan, çok severim ben Onu.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan