|
11 - GÜL KOKAR, DİKEN
BATAR
TESLÎMİYYET
"Abdülmecîd
Sivâsî", ilim ehli bir zâttı.
İşi hep,
insanlara öğüt ve nasîhattı.
Herkese "Güler
yüzlü" davranırdı her zaman.
İstifâde
ederdi binlerce kimse Ondan.
O derdi ki:
(Allah'a yakın olan velîler,
Bütün insanlar
için, bulunmaz nîmettirler.
Böyle yüksek
bir zâta, rastlar ise bir kişi,
Hep Ona
danışarak yapmalıdır her işi.
Kendi aklını
atıp, uyarsa o “Rehber”e,
Kavuşur
âhirette, sonsuz seâdetlere.
O kadar çok
sever ki o “Allah adamı”nı,
Ondan başka
şeylerin, anmaz bile adını.
Vaktiyle bir
beldede, yaşarmış ki bir kimse,
Nazarında,
herşeyden kıymetliymiş “Elbise”.
Elbiseyi, bir
hayli özenerek giyermiş.
Herşeyden daha
fazla, buna önem verirmiş.
Bu kişi, gidip
bir gün demiş ki bir velîye:
(Beni de
kabûl edin, lütfen talebeliye.
Ne derseniz
yaparım îtirâz etmeksizin.
Yeter ki,
talebeniz olayım ben de sizin.)
O zât cevap
vermeden, yemek ikrâm eylemiş.
O ise yemiş
ama, aklı “Elbise”deymiş.
Sonra da,
ellerini yıkamak gâyesiyle,
Bakınmış
etrâfına "Acep su nerde?" diye.
O zât, denemek
için söylemiş ilk emrini.
Demiş ki: (Elbisene
siliver ellerini.)
O, daha ilk
emirde, hemen etmiş îtirâz.
Demiş ki:
(Elbiseye el sürmek doğru olmaz.)
Ayrılacağı
zaman, arz etmiş ki o yine:
(Bir vazîfe
verin de, getireyim yerine.)
Buyurmuş:
(Bir vazîfe verdik sana çok hafif.
Onu bile
yapmayıp, oldun bize muhâlif.
Nasıl
yapacaksın ki, başka iş versek bile?
Bu yerde,
sana göre iş yoktur, güle güle!)
Ve yine bunun
gibi, bir talebe, rüyâda,
Görmüş bir
evliyâyı, yüksekçe bir duvarda.
Demiş ki: (Ey
efendim, sizi çok seviyorum.
Bir iş
emretseniz de, onu yapsam diyorum.
Ne kadar zor
olsa da, hiç îtirâz etmeden,
Ve hiç
düşünmeksizin, yaparım onu hemen.
Meselâ "Şu
duvardan atla" deseniz bile,
Atlarım
düşünmeden, sizin bir emrinizle.)
O böyle
söyleyince, (Peki atla!) buyurmuş.
Talebe, bu
emirle fenâ hâlde bozulmuş.
Bu emri yapmak
için etmişse de çok gayret,
Ve lâkin
atlamaya edememiş cesâret.
Mahcûbiyet
içinde demiş: (Ama efendim,
Bu duvar
çok yüksekmiş, cesâret edemedim.)
Kolay değil
tabii, kusûrsuz teslîmiyyet.
Yâ Rabbî, bu
nîmeti hepimize nasîb et.
|