|
10 -
HANIMLA HELÂLLAŞIN
ŞERH-İ SADR
"Mehmet
Emîn Tokâtî", hâlis Allah adamı.
Sohbeti,
giderirdi, kalpten tasa ve gamı.
Onu gören
kimsenin, gönlü ferahlıyordu.
Sohbetini
dinlemek, cana can katıyordu.
Dersinde
bulunanlar, bulurdu râhat, huzûr.
Çünkü Onun
ağzından, yayılırdı feyiz, nûr.
Bir gün,
cemâatine buyurdu: (Kardeşlerim!
Sizlere, "Şerh-i
sadr"ı îzâh etmek isterim.
Bunun lügat
mânâsı, “Kalbin yarılması”dır.
Ve bütün
fenâlıktan, yunup arınmasıdır.
Her “Gönül”de,
şeytânın vardır ki bir "Yuva"sı,
Oradan kalbe
girer vesvese ve iğvâsı.
İçeriye
girmeye, yoksa da ona izin,
Yine verir
vesvese, durup dinlenmeksizin.
Peygamberler
de dâhil, her insanın kalbinde,
Şeytânın bu
yuvası, mevcuttur hilkatinde.
Ve lâkin
Resûlullah, çocuk yaşında iken,
Süt annesi "Halîme
Hâtun"un yanındayken,
Gökten
melekler gelip, sırt üstü yatırdılar.
Ve göğsünü
yararak, kalbini çıkardılar.
Şeytânın
yuvasını, o mübârek gönlünden,
Çıkardılar,
attılar, hem sökerek kökünden.
Resûlullah bu
bâbta buyurdular ki bizzât:
(Benim de
şeytânım var, müslümân oldu fakat.)
Eshâb,
Resûlullah'tan sordular ki bir defâ:
(Sizin
nûrlu kalbiniz, yıkandı “Şerh-i
sadr”la.
Mümkün
olmaz ise de, bu, bizim için, ancak,
Bizim “Şerh-i
sadr”ımız, acep nasıl olacak?)
Buyurdu:
(Şerh-i sadr'ın iki çeşidi vardır.
Size münâsip
olan, şu ikinci olandır.
Kalpten "Dünyâ
sevgisi" çıkarılırsa eğer,
Sizin şerh-ı
sadr'ınız böyle olur müyesser.)
Sonra bu
mübârek zât, buyurdular ki tekrar:
(Kalpten dünyâ
sevgisi, ancak "Sohbet”le çıkar.
Bu sevgiyi,
kalbinden, kim etmişse tam ihrâç,
O zâtın
sohbetidir, bu derde asıl ilâç.
Bakışları
şifâdır, sohbetleri devâdır.
Kalp derdinin
ilâcı, ancak onlarda vardır.
O zâtlardan
birine, rastlarsa biri eğer,
Kalbine girmek
için, göstersin türlü hüner.
Çünkü o büyük
zâtlar, dostudurlar Allah'ın.
Onlara
uymadıkça, kurtuluş yoktur yârın.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Yazılıyor ameller.
Yârın bizden,
onların hesâbını isterler.
Fazla "İnce
hesap”lar yapmayın aranızda.
Ki, çok
incelenmesin sizin hesâbınız da.
Üzersen
üzülürsün, kırarsan kırılırsın.
Tarlaya ne
ekersen, yârın onu alırsın.
Velhâsıl ne
yapsanız dünyâda gizli, açık,
Mahşerde, ona
göre bulursunuz karşılık.)
|