|
10 -
HANIMLA HELÂLLAŞIN
HİMMET NASIL GELİR?
İslâm
âlimlerinden, "Seyyid Nizâm Efendi",
Allahın
kullarına hep nasîhat ederdi.
Bir gün de
buyurdu ki: (Bir "Allah adamı"na,
Rastlarsanız,
her işi danışın, sorun Ona.
Yanılır
ekseriyâ çünkü sizin aklınız.
Sonu pişmânlık
olur, sormadan yaparsanız.
Hâlbuki "Akl-ı
selîm" sâhibidir velîler.
Onlar, "Kalp
gözü" ile bakıp karar verirler.
Pişmân olacak
bir iş, yapmazlar onlar aslâ.
Hep islâma
muvâfık iş yaparlar ihlâsla.
Avâm'ınsa
aklına, "Akl-ı meâş" denilir.
Bunlar, çok
işlerinde, hep yanlış karar verir.
Her ne yapsa,
sonunda olur pişmân ve üzgün.
Bugün yaptığı
işi, beğenmez ertesi gün.
Öğleden önce
başka, sonra başka düşünür.
Çünkü aklı
esirdir, değildir serbest ve hür.
Para pul,
mevkî makâm, dünyâ hırsı ve şehvet,
Aklı esir
almıştır, değildir hür ve serbest.
Lâkin avâmdan
biri, aklını bırakarak,
Bir “Allah
adamı”na uyarsa tam olarak,
Onun dahî her
işi, olur iyi ve makbûl.
Hak teâlâ
indinde, o da olur hâlis kul.
Lâkin aklını
atıp, birine tâbi olmak,
Herkesin
yapacağı iş değildir muhakkak.
Yâni kolay
olmayıp, çok çetindir bilâkis.
Zîrâ "Ben
de bilirim" demektedir hep nefis.
Üstâda tam
uymaya, denir ki "Teslîmiyyet",
Böyle tâbi
olana, çok gelir feyiz, himmet.
Üstâdını
bırakıp, uyarsa kendisine,
Himmetten
mahrum olup, işi gider tersine.
"İmâm-ı
Rabbânî"nin talebesinden bir zât,
Üstâdına
gelerek, dedi ki Ona bizzât:
(Falan
beldeye gidip, yerleşmek istiyorum.
Bir medrese
açarak, ders vereyim diyorum.)
O, "Kendi
arzusu"nu arz edince böylece,
Üstâdı, "Sen
bilirsin!" buyurdular sâdece.
O gidip, o
beldede bekledi tam bir sene.
Ve lâkin tek
bir kişi gelmedi kendisine.
Hatâsını
anlayıp, gelerek tekrar geri,
Bu sefer Ona
sordu, gideceği o yeri.
Dedi:
(Aklıma uydum, lütfen af buyurunuz.
Ne tarafa
gitmemi emir buyurursunuz?)
Üstâdı buyurdu
ki: (Yine git aynı yere!)
Üstâdının
emriyle gidiverdi bu kere.
Lâkin öyle
oldu ki, ordaki medreseler,
Onun gelişi
ile kapandı birer birer.
Zîrâ herkes,
her yerden, demeyip uzak yakın,
Hep Onun
sohbetine koştular akın akın.
Zîrâ “Emir”
ileydi bu seferki gelişi.
Elbet öyle
gelenin, böyle olur her işi.
Çünkü "Üstâd
himmeti" kuvvet verir kişiye.
O himmet
kesilirse, yaramaz hiç bir işe.)
|