|
10 -
HANIMLA HELÂLLAŞIN
HANIMLA HELÂLLAŞIN
"Abdurrahmân-ı
Sânî", devrinin evliyâsı.
Sohbeti,
süpürürdü kalpten kiri ve pası.
O bir gün
buyurdu ki: (İnsanda "Nefis" vardır.
O, harâmla
beslenen, güçlü bir canavardır.
Allahü
teâlânın düşmânıdır o hattâ.
Ve ondan daha
ahmak şey yoktur kâinâtta.
Siz, düşmân
aramayın dışarda kendinize.
En büyük
düşmânınız, “Nefis”tir zîrâ size.
"Yaralı
kaplan" gibi, saldırır hiç durmadan.
Hattâ ölene
kadar, vaz geçmez bu dâvâdan.
Mühim
husûsiyeti şudur ki bir de onun,
İster ki,
cümle âlem, emrine eğsin boyun.
Lâkin
bulamayınca, dışarda bu zemini,
Hanıma
zulmederek, yapar bu isteğini.
Yâni gücü
yetmezse başkasını ezmeye,
Bu sefer evde
başlar, hanıma zulmetmeye.
Hâlbuki hiç
bir amel, havada kalmaz elbet.
Bir bir kayda
geçiyor, her bir iş ve hareket.
Yâni her iş,
yazılır ya “Günâh”, ya da “Sevap”.
Olur karşılığı
da, ya “Seâdet”, ya “Azâb”.
Eğer
helâllaşmazsa, çeker acı azâbı.
Hanım da
sabrederse, alır sabır sevâbı.
Onun için her
mü'min, çıkarken hânesinden,
Helâllık
almalıdır, her sabah zevcesinden.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Elbette ölüm vardır.
"Ölüm",
rûhun bedenden ayrılıp çıkmasıdır.
Öyle
şiddetlidir ki can verme acısı hem,
Hiç’tir onun
yanında, dünyâdaki her elem.
Sanki onun
içinde bir "Dikenli çalı” var.
Onu tutup,
ağzından, kuvvetle çekiyorlar.
Dikenlerin her
biri takılmış etrâfına,
O yerleri
yırtarak, çok elem verir ona.
İşte bu
çalıdaki "Dikenler", sanki aynen,
Bir "Dünyâ
bağlılığı, sevgisi”dir esâsen.
Para pul,
mevkî makâm, nâm ve şöhret, sîm-ü zer,
Dünyâ için
olursa, "Diken”dir hepsi birer.
Bunlar, hâlis
niyetle, yâni sırf “Allah” için,
Talep
edilirlerse, olmazlar günâh, çirkin.
Velâkin
istenirse, nefse tâbi olarak,
Bu takdirde
günâh ve zararlıdır muhakkak.
İşte bu
bağlantılar, “Diken” olup hep birer,
Rûhunun
çıkmasına, mâni oluverirler.
Ne kadar çok
olursa, onun böyle “Diken”i,
Rûhu da, o
nisbette zor terk eder bedeni.
Dünyâ
bağlılıkları, azaldığı nisbette,
Az olur can
acısı, kolay olur mevti de.
Bu türlü
bağlılıklar, çok azaldığı zaman,
Olur rûhun
çıkması, gâyet kolay ve âsân.
Ve eğer
kurtulursa, bunlardan tamâmiyle,
Rûhu çıkıp
gider de, haberi olmaz bile.)
|