|
09 - İSLÂMİYYET NEDİR ?
KALP HASTA İSE
"Hâlid-i
Bağdâdî" ki, büyük âlim ve velî.
Âb-ı hayat
gibiydi, nasîhat ve sözleri.
Buyurdu: (Bir
kimsede, var ise kâmil îmân,
O kişi, hiç
Rabbine edemez günâh, isyân.
Îmân'ın
hakîkati, bir “Sevgi”dir, bir “Hâl”dir.
Böyle îmân
edene, isyân etmek muhâldir.
Çünkü o, “Âhiret”i
düşünür gündüz gece.
Harâm ve
günâhları işliyemez böylece.
Siz de harâm
önünde, kapayın gözünüzü.
Yoksa, kabûl
etmezler mahşerde özrünüzü.
Harâma, bile
bile bakan bir müslümânın,
Gözüne, "Kızgın
kurşun" dökülür sonra yârın.
"Yalan"
ve "Gıybet" dahî, harâm ve çirkindir pek.
Bu iki
günâhtan da, şiddetle kaçmak gerek.
Rabbimiz, “İki
kapak” yarattı ki gözlerde,
Acele
kapayalım, harâm olan yerlerde.
“İki dudak”
ile de, yaptı ki ağza kapak,
Harâm
işlemiyelim, yerinde kapatarak.)
Biri, Ona
sordu ki: (Efendim, ne sebepten,
İnsan
lezzet alamaz yaptığı ibâdetten?)
Buyurdu ki:
(Sebebi, âşikârdır bu hâlin.
Bu, "Hasta"
olduğunu gösteriyor o kalbin.
Kalbin
hastalığına, şu ki zîrâ işâret,
Yaptığı
ibâdetten, alamaz tad ve lezzet.
Hem de, Hak
teâlâdan hayâ etmez o insan.
Utanmadan
Rabbine eder günâh ve isyân.
Kalbi hasta
olanda, bulunmaz hem de hikmet.
Baktığı hiç
bir şeyden, alamaz ders ve ibret.
Kâr etmez ona
öğüt, dinlemez hiç kimseyi.
Hep kendi
bildiğine göre yapar her şeyi.
Kurtulmak
istiyorsa o kimse bu hâlinden,
Lokmaya dikkat
edip, yesin hep helâlinden.
Bir “İslâm
âlimi”nin, katılsın sohbetine.
Onun bakışı
bile, şifâdır kalp derdine.
Nîmet bilsin
dîne ve insanlara hizmeti.
Alır böyle
yaparsa, ibâdetten lezzeti.)
Biri de,
kendisinden nasîhat isteyince,
Buyurdu:
(Evliyâyı, sev gücün yettiğince.
Allahü
teâlânın dostudur zîrâ onlar.
Rabbine, bu
sûretle vâsıl olur insanlar.
Bir kimse, “Evliyâ”yı,
candan severse şâyet,
Allah'ı
sevmeye de, yol açar bu muhabbet.
Bir "Allah
adamı"nı, kim ki çok sever ise,
"İbâdet
yapmış" gibi sevap alır o kimse.
Hattâ bütün
nâfile ibâdetler içinden,
Yoktur daha
üstünü, evliyâ sevgisinden.
Ya Onu kalbine
koy, ya gir Onun kalbine.
Ancak böyle
erilir, Allah'ın sevgisine.
Lâkin kolay
değildir onları kalbe koymak.
Öyleyse, sen
onların kalbine girmeye bak.)
|