ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

09 - İSLÂMİYYET NEDİR ?

ÖLÜM ACISI ZORDUR

 

"Muhammed Horasânî" bir günkü vâzında,

Konuşurken, "Ölüm"den açılmıştı mevzû da.

 

Biri Ona sordu ki: (Efendim, bu insanlar,

Acabâ can verirken, ne kadar acı duyar?)

 

Cevâben buyurdu ki: (Ölüm'ün en hafifi,

Öyle şiddetlidir ki, mümkün olmaz târifi.

 

Ne zaman ki bir kişi, gelse ölüm hâline,

Sanki konur "İki dağ" omuzu üzerine.

 

İğnenin deliğinden çıkacak rûhu sanır.

Yerle gök birleşir de, o arasında kalır.

 

Sanki onun içinde, bir "Dikenli çalı" var.

Onu tutup, ağzından, kuvvetle çekiyorlar.

 

Bütün hücrelerine takılmış dikenleri.

Çektikçe parçalıyor, takıldığı yerleri.

 

Can vermenin acısı, fazladır hattâ şundan,

İnsana "Yetmiş” defâ kılıç vuruluşundan.

 

Fakat “Mü'min”, görerek hûri ve melekleri,

Onların zevki ile, duymaz bu elemleri.

 

Daha da şiddetlidir lâkin "Kabir azâbı".

"Hiç" kalır buna göre, can verme ızdırâbı.

 

Çünkü kabir, yakındır âhiret hayâtına.

Benzer azâbları da, âhiret azâbına.

 

Bu kabir azâbı da, böyle çok şiddetliyken,

Hiç kalır "Mahşer”deki azâblara nisbeten.

 

Bir damlanın, deryâ'ya nisbeti nasıl ise,

Bunlar da, birbiriyle edilmez mukâyese.

 

O meydanda "Bin sene" bekleşirken insanlar,

Güneş, bir mızrak boyu yaklaşıp, halkı yakar.

 

Bir ayağın üstünde, bulunur binbir ayak.

Günâhlarına göre, tere batar cümle halk.

 

Öyle çok sıkışır ki kâfirler izdihâmdan,

Temennî ederler ki, kurulsa hemen "Mîzân".

 

Derler ki: (Hesâbımız görülse de hemence,

Şu sıkıntılı hâlden, kurtulsak bir an önce.)

 

Hâlbuki bilmezler ki, bitince suâl, hesap,

Başlıyacak bu sefer, daha elîm bir azâb.

 

Çünkü girecekleri "Cehennem"in ateşi,

Öyle şiddetlidir ki, bulunmaz aslâ eşi.

 

“Mahşer” meydanındaki acı ve sıkıntılar,

Cehennem azâbı”nın yanında "Hiç" kalırlar.

 

Bir kum tâneciğinin, kâinâta nisbeti,

Ne ise, öyle çoktur Cehennemin şiddeti.

 

Oradan bir "kıvılcım", dünyâya düşse eğer,

Onun harâretinden, bu dünyâ erir, biter.

 

Hem kalmaz bir kararda azâblar Cehennemde.

Gün geçtikçe, şiddeti, durmadan artar hem de.

 

Kurtuluş ümîdi de, küffâra olmaz elbet.

Bu acı azâblarda, kalırlar ilel-ebed.

 

Kalbinde, zerre kadar "doğru îmân"ı olan,

Cehenneme girse de, çıkarılır sonradan.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan