|
08 - TEK ÇÂRE
HELÂLLAŞMAK
DÜNYÂ NEDİR?
"Alî
Gâlib-i Vasfî", büyük âlim ve velî.
Nasîhati,
herkese olurdu fâideli.
Buyurdu ki:
(Âhiret yolunda yürümekle,
Dünyâya
düşkün olmak, bulunamaz birlikte.
Bir kimsenin
kalbinde, “Dünyâ”ya karşı, çok az,
Bir düşkünlük
var ise, bu yolda bulunamaz.
Mü'mine,
dünyâ değil, "Âhiret"tir asıl dert.
Bilir ki
dünyâ fâni, ebedîdir âhiret.
Yâni bu iki
âlem, zıddır birbirlerine.
Birinden
uzaklaşan, yaklaşır diğerine.
Ne ki
uzaklaştırır, kulu Hak teâlâdan,
İşte o “Dünyâ”dır
ki, sakınmalıdır ondan.
Para pul,
mevkî makâm, dünyâ hırsı ve şöhret,
Nefis için
olursa, “Dünyâ”dır hepsi elbet.
Ve lâkin
bütün bunlar, olsa dahî çok fazla,
Niyet "Âhiret"
ise, dünyâlık olmaz aslâ.
Hak teâlâ,
dünyâya, "sinek kanadı" kadar,
Bir kıymet
vermemiştir, öyleyse neye yarar?
Sâdece
"dünyâ" için harcanırsa bu ömür,
Bulunur mu
mahşerde, bir bahâne ve özür?
Akıllı, şu
kuldur ki, dünyâyı etmez talep.
Ölüme
hazırlıkla vaktini geçirir hep.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Yaparsan bir ibâdet,
Onu hiç
beğenme ki, olabilir belki red.
Amelini
beğenmek, Hakk’a karşı kibir'dir.
Ona lâyık
tâati, hangi kul yapabilir?
Meşgûl
etmeden önce, günâhla sizi nefis,
Siz, hayırlı
işlerle, onu meşgûl ediniz.
Kulun sözü,
işinden çok ise, fenâ hâldir.
Eğer işi
sözünden çok ise, bu, “Kemâl”dir.
Hak teâlâ,
bir kulu sevmiyorsa hiç eğer,
Fâidesiz
şeylerle o kulu meşgûl eder.
İslâm
âlimlerini gâyet çok sevmelidir.
Hattâ bu,
âşıkların ellerinde değildir.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Her incide bir “Sedef”,
Olur ki, o,
onunla kazanır kıymet, şeref.
İnsanoğlunda
dahî, bir "İlim" var ki şu an,
İnsan da,
onun ile kazanır şeref ve şân.
Zîrâ
buyuruyor ki, Hüdânın Sevgilisi:
(İlimdir
rütbelerin en şân ve şereflisi.)
Yine O
buyurur ki hadîs-i şerîfinde:
(Gidin ve
alın ilmi, olsa da hattâ Çin'de)
|