|
08 - TEK ÇÂRE
HELÂLLAŞMAK
HERKES PİŞMAN OLACAK
"Abdülehad
Nûrî" ki, ilim ehli, büyük zât.
Bir gün,
sevdiklerine şöyle etti nasîhat:
(Muvaffak
olmak için, hem bu dünyâ işinde,
Hem de
yanmamak için Cehennem ateşinde,
Dînin
emirlerini öğrenmeli en evvel.
Sonra da,
ihlâs ile yapmalı iyi amel.
Her işi, dîne
uygun yapmalı ki muhakkak,
Yârın hesap
soracak her işten cenâb-ı Hak.
Orada, herkes
için olacak bir pişmânlık.
Lâkin olan
olmuştur, çâresi yoktur artık.
Hattâ pişmân
olurlar, Cennette olanlar da.
Zîrâ sonsuz
olarak derece var orada.
Derler: (Niçin
daha çok ibâdet eylemedim?,
Ve niçin
Allah için daha çok mal vermedim?)
Lâkin bu
pişmânlığın, olmaz bir fâidesi.
Herkes ne
yaptı ise, önüne gelir hepsi.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Allah dostu velîler,
Nasîbi
olanlara, “Feyiz” ve “Nûr” verirler.
Resûlullah
buyurdu: (Ne ki varsa kalbimde,
“Ebû Bekr”in
kalbine akıttım tamâmiyle.)
O da, almış
olduğu bu feyzleri, tamâmen,
“Selmân-ı
Fârisî”nin kalbine verdi aynen.
Bu “Nûrlar”,
kalpten kalbe akıp geldi bu karar.
Kıyâmete
kadar da, devâmlı böyle akar.
Her kim arzu
ederse, bu “Nûrlar”a kavuşmak,
Bu zâtlara
inanıp, sevmelidir muhakkak.
"Muhabbet"
kanalıyla zîrâ gelir bu nûrlar.
Onları
sevmiyenler, bu nûrdan mahrumdurlar.
Su, nasıl
"boru" ile gelirse hânelere,
Bu da, "Sevgi
yolu"yla akıp gelir kalplere.
Eğer ki bir
devirde, yok ise böyle zâtlar,
O büyük
insanların yazdığı “Kitaplar” var.
Ne zaman ki,
edeble o kitaplar okunur,
Okuyanın
kalbine, muhakkak akar o nûr.
Lâkin iki
şartı var: "Muhabbet" ve "İnanmak".
Bu şartlar
mevcut ise, feyiz akar muhakkak.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Vallahi Cehennem var.
Ve o müthiş
ateşte, yanacak çok insanlar.
Gâyemiz,
insanları kurtarmaktır “Ateş”ten.
Dünyâda, daha
mühim bir iş yoktur bu işten.
Faydalı olmak
için önce bu insanlara,
İslâm
âlimlerini sevdirmeli onlara.
Onların
kitâbını dağıtalım, verelim.
Ve aslâ
kendimizden bir şey bahsetmiyelim.
Zîrâ
bahsedilecek bir hâlimiz mi vardır?
Hem biz ölçü
değiliz, ölçü, o kitaplardır.
Nasîhati,
evvelâ yapalım kendimize.
Zîrâ mahşer
gününde, hesap var hepimize.
Bu uğurda
çalışmak, en büyük ibâdettir.
Bu yolda
sıkıntılar çekmek de, bir nîmettir.)
|