ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

08 - TEK ÇÂRE HELÂLLAŞMAK

TEK ÇÂRE HELÂLLAŞMAK

 

"Şeyh Mehmed-i Şirvânî", evliyâdan bir kişi.

Sünnet-i seniyyeye muvâfıktı her işi.

 

Bir gün, sevdiklerine buyurdu ki: (Dinleyin!

Hiç bir amelinize, az bile güvenmeyin.

 

İbâdet etseniz de, edin yine istiğfâr.

Ancak böyle kabûle lâyık olur duâlar.

 

Büyüklerden birisi şöyle söylemektedir:

(Bizim tövbemiz bile, tövbeyi gerektirir.)

 

Onlar böyle söylerse, ne demek düşer bize?

Zîrâ hep isyândayız an be an Rabbimize.

 

Boynu bükük, günâhkâr bilirsek kendimizi,

O zaman Hak teâlâ, affeder belki bizi.

 

Bilhassa "Kul hakkı"ndan lâzımdır çok sakınmak.

O helâl etmedikçe, affetmez cenâb-ı Hak.

 

"Mü'mine sert bakmak" da, girer ki kul hakkına,

Aklı olan, hiç girmez böyle bir hak altına.

 

Ve hele gıybet etmek, kalp kırmak ve sû-i zan,

Gibi kul haklarına düşebilir her insan.

 

Bundan kurtulmanın da, çâresi, yolu tektir.

O da, hak sâhibinden “Helâllık” dilemektir.

 

Sen haklı olsan dahî, yine sen git, helâllaş.

Ve de ki: (Sen haklısın, affet beni arkadaş.)

 

Zîrâ Peygamberimiz buyurdu: (İki kimse,

Herhangi meseleden ihtilâfa düşerse,

 

Kim önce davranıp da, özür dilerse eğer,

Cennette, yüksek bir köşk olur ona müyesser.)

 

Bilhassa “Hanımlar”ın hukûkuna riâyet,

Eyleyip, bu husûsa etmeli fazla gayret.

 

En fazla münâsebet, çünkü onlar iledir.

Her gün helâllaşmayı, âdet edinmelidir.

 

Yoksa hiç belli olmaz, gelir de ecelimiz,

Mâzallah "Kul hakkı"yla, o gün ölebiliriz.

 

Kul hakkı”nı, dünyâda hâlledin ki siz önce,

Yoksa, çok müşkil olur âhirete gidince.

 

Kendini "Alacaklı" sanan nice kimseler,

Hesapları ters dönüp, "Borçlu" hâle düşerler.

 

Öyleyse bu dünyâda, ne yapıp yapmalıdır.

Mutlak özür dileyip, helâllık almalıdır.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Kardeşlerim aman hâ!

Hiç gaflete gelip de, girmeyin bir günâha.

 

Çok şeyleri bilmek de, kâfi değil velhâsıl.

Öğrendiği şeyleri, yapmaktır dinde asıl.

 

Şeytân” da âlim idi, çok şeyi biliyordu.

Ve lâkin bildiğini yapmayınca, kovuldu.

 

Eğer ki bir ilimle edilmezse hareket,

O ilim, azâb için olur burhan ve senet.

 

Özür bahâneye de, yol bulamaz o kişi.

Zîrâ hiç diyemez ki: "Bilmiyordum bu işi."

 

Dînini bilmemek de, gerçi özür değildir.

Herkes, ilmihâlini güzel öğrenmelidir.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan