|
07 - ÇOK SEVEN, ÇOK
KORKAR
BİRİNCİ VAZÎFEMİZ
"Abdullah-ı
Hakkârî", âlim ve velî bir zât.
Derslerinde,
herkese ederdi çok nasîhat.
O, yine bir
sohbette, buyurdu: (Ey insanlar!
"Âhiret"e
dönün ki, netîcede ölüm var.
İnsanın, bu
dünyâya gelmesine tek sebep,
Rabbine,
tevâzûyla "İbâdet etmek"tir hep.
İbâdetten
maksat da, Ona boyun bükmektir.
Onun emrine
göre işini yürütmektir.
Dînimiz, bu
hayâtı etmiştir tam ihâta.
Yaptığımız
her bir iş, ya "Sevap"tır, ya "Hatâ".
Hâsılı her
fiilin, dinde bir hükmü vardır.
Yâni her
yapılan iş, ya “Sevap”, ya “Günâh”tır.
Bir insan,
öğrenir de önce ilmihâlini,
Buna göre
yaparsa, her günkü ef'âlini,
Her an, Hak
teâlâya yapmış olur ibâdet.
En büyük
kerâmettir bu dinde istikâmet.
Maksat,
islâmiyyete uydurmaktır hâlini.
Ve hiç
unutmamaktır her işinde Rabbini.
Yâni
düşünmeli ki her amelde muhakkak:
"Râzı mıdır,
değil mi bu işten cenâb-ı Hak?"
Rabbimiz
neden râzı, neden râzı değildir?
Bunlar da,
dînimizde gâyet açık bellidir.
İslâm
âlimlerimiz, çalışıp gündüz gece,
Meydana
çıkarmıştır bunları ince ince.
Birinci
vazîfemiz, bunları öğrenmektir.
Sonra, buna
muvâfık, sâlih amel etmektir.
İki kanat
gibidir, yâni "İlim" ve "Amel".
Ve islâm
binâsında, bunlardır iki temel.
Bu ikisi
olmazsa, müslümânlık olamaz.
Ve insan,
âhirette azâbtan kurtulamaz.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Fırsatlar ganîmettir.
Şu boş geçen
zamanlar, çok büyük bir nîmettir.
Bir islâm
âliminin kitâbını okuyan,
Sohbet etmiş
sayılır Onun ile bir zaman.
Hattâ
büyüklerimiz, şöyle buyurmuşlardır:
(Din
kitâbı okumak, sohbetin yarısıdır.)
Meselâ "Mektûbât"ı
okuyan edeb ile,
sohbet etmiş
sayılır, "İmâm-ı Rabbânî"yle.
"İmâm-ı
Gazâlî"yle kim isterse konuşmak,
Onun
eserlerini okumalıdır ancak.
Çünkü bu
velîlerin adları, her nerede,
Anılsa,
bulunurlar ânında o yerlerde.
Adlarının
geçtiği mahallere, hem dahî,
Yağar gökten
bereket ve rahmeti ilâhî.
Kim,
"Kur'ân-ı kerîm"i eder ise tilâvet,
O dahî "Rabbimiz"le
konuşmuş olur elbet.
Bu gün,
islâmiyyeti öğrenmek çok kolaydır.
Dînimizi
öğreten doğru kitaplar vardır.
Lâkin
bozukları da var ki, hem de pek fazla,
O bozuk
kitapları, sokmayın eve aslâ.)
|