|
07 - ÇOK SEVEN, ÇOK
KORKAR
BEDAVA KAVUŞTUK
"Ziyâeddîn
Nurşînî", büyük islâm âlimi.
Nasîhat
ediyordu insanlara dâimî.
Zîrâ çoktu bu
zâtta, insanlara merhamet.
İslâma hizmet
için, etti çok sa'y-ü gayret.
Derdi ki:
(İnsanlara, hiç kızmamak lâzımdır.
Kızmak zamânı
değil, "Acımak zamânı"dır.
Gâyemiz, bir
insanı kurtarmaktır ateşten.
Acabâ daha
mühim bir iş var mı bu işten?
İnsanlar,
gürûh gürûh giderlerken "Ateş"e,
İnsan
bakabilir mi, bundan gayri bir işe?
Bir babanın
oğluna, yapılsa bir iyilik,
Bundan, onun
babası müteşekkir olur ilk.
Başka bir
tâbir ile, "Evlâda olan hizmet,
Babasına
yapılmış sayılır sanki elbet."
"İyâlim"
buyuruyor kullara cenâb-ı Hak.
Buyurur ki: (Onları,
ben yoktan eyledim halk.)
Bunun için,
kullara yapılan bu hizmetler,
Allah'ın
rızâsını almaya sebeptirler.)
Bir gün de
buyurdu ki: (İslâma hizmet etmek,
Hak teâlâ
indinde, kıymeti büyüktür pek.
Kime nasîb
ederse Hak teâlâ bu işi,
Bulunmaz bir
nîmettir, çok sevinsin o kişi.
Lâkin hizmet
ederken, düşünülmez para pul.
Yoksa, Allah
indinde, o hizmet görmez kabûl.
Yaptığımız
hizmeti, yapalım ki "İhlâs”la,
Versin
karşılığını, Rabbimiz fazla fazla.
Eğer hizmet
ederken, “Dünyâlık” düşüncesi,
Olursa,
âhirette olmaz hiç fâidesi.
"Allah
için", ihlâsla olmaz ise bir tâat,
Yârın mahşer
gününde, alınmaz hiç mükâfât.
Zîrâ nice
şehitler, yârın mahşer gününde,
Kanları
akaraktan, durur mîzân önünde.
Rabbimiz, o
kimseye buyurur ki: (Ey kulum!
Sen, hangi
niyet ile vuruşup şehîd oldun?)
O der ki: (Yâ
ilâhî, senin rızân uğruna,
Dövüşüp şehîd
oldum ve geldim huzûruna.)
Hak teâlâ
buyurur: (Ey kulum yalan dedin.
Sen, benim
rızâm için dövüşüp harp etmedin.
"Ne
cengâver bir kişi" desinler diye sana,
Dövüşüp
öldürüldün ve erdin maksadına.
Aldın
karşılığını bu bozuk niyetinin.
Bu gün,
benden alacak bir şeyin yoktur senin.)
Pişmân
olmamak için âhirette bir kişi,
Allah için,
ihlâsla yapmalıdır her işi.
İnsan, bozuk
niyetle yapsa da çok ibâdet,
İslâmı yaymak
için, gösterse de çok gayret,
"Allah
rızâsı" için yapmadı ise eğer,
Çektiği
sıkıntı ve gayretler boşa gider.
Denir ki: (Sen
bu işi, kim için yaptın ise,
Mükâfâtını
dahî, git bugün ondan iste.)
|