ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

06 - EYVÂH DENECEK, AMA

AYNAYA BAKIN

 

"Abdullah-ı Şemdînî", âlim ve evliyâ zât.

Bir gün, talebesine şöyle etti nasîhat:

 

(Biliniz ki müslümân, "Ekmek" ve “Su" gibidir.

Yâni o, herkes için, her an fâidelidir.

 

Kâmil bir müslümândan, kötülük sâdır olmaz.

Zîrâ Onun içinde, hiç fenâlık bulunmaz.

 

Öyle olmalıdır ki hakîkî bir müslümân,

Hiç kimse görmemeli ondan zarar ve ziyan.

 

Öyle uzuvlardır ki, yâni bu "El" ve "Dil"ler,

Hem hayr'a, hem de şerre âlet olabilirler.

 

Dil ile, kimi eder fâideli nasîhat.

Kimi de, aynı dille kulları eder ifsât.

 

Kimi el, yazı yazıp, islâma kuvvet verir.

Kimi el de, yazıyla, küfrü kuvvetlendirir.

 

Çok mühim uzuvdur ki, hele “Dil”, yâni lisân,

Ona, diğer uzuvlar yalvarırlar her zaman.

 

Derler ki: (Ne olursun, bulunma günâh işte.

Biz de, senin yüzünden yanmıyalım ateşte.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Yapmayın aslâ şunu.

Sorup araştırmayın, kimsenin kusûrunu.

 

Gayriyi bırakın da, dönün siz kendinize.

Bir aynaya bakın da, iğrençlik gelsin size.

 

"Ayna"dan kastettiğim, bu aynalar değildir.

Bize, iç hâlimizi gösteren “Âlimler”dir.

 

Zîrâ onlar, islâma uydurur ef’âlini.

Görür, onlara bakan, kendi "bozuk hâli"ni.

 

Onların işlerinde, olmaz hem hatâ, kusûr.

Ona bakan, kendini çirkin ve iğrenç bulur.

 

Böyle kâmil bir kişi, bulunmuyorsa eğer,

Onların kitâbı da, “Ayna”dır hepsi birer.

 

Bir "islâm âlimi"nin, okuyan eserini,

Görür açık olarak, kötü fiillerini.

 

Bakar ki çoğu işi, uzak islâm dîninden.

O hâllerini görüp, nefret eder kendinden.

 

Yâni bu din, "kendini beğenmemek dîni"dir.

Gerçek mü'min, kendini günâhkâr, kötü bilir.

 

Diğer müslümânları, üstün bilir kendinden.

Kurtulmaya uğraşır, o kötü hâllerinden.

 

Zîrâ iyi bilir ki, bir "Nefis" var içinde.

Onu yakmak istiyor, Cehennem ateşinde.

 

O, en büyük düşmândır, “ilâhlık” dâvâ eder.

Yoktur bu yeryüzünde bir mahlûk ondan beter.

 

"İzzet-i nefis" sözü, çok yanlıştır mâlesef.

Böyle alçak nefiste, ne arar izzet, şeref.

 

Bu bâbta buyurdu ki Allahü azîmüşşân:

(Nefsine düşmânlık et, çünkü o, bana düşmân.)

 

Hepimizin içinde mevcut iken bu nefis,

Biz, nasıl kendimizi üstün görebiliriz?

 

Onun, îmân etmesi lâzımdır ki evvelâ,

İnsan, ancak o zaman olur üstün ve âlâ.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan