|
06 - EYVÂH DENECEK, AMA
BEŞ BÜYÜK NÎMET
"Şemseddîn-i
Sivâsî", çok korkardı Allah'tan.
Şiddetle
kaçınırdı her günâh ve harâmdan.
Bir gün,
sevdiklerine buyurdu: (Kardeşlerim!
Size, “İlim”
hakkında bilgi vermek isterim.
Bir kadın,
kocasından müsâde almadıysa,
Uzun yola
gidemez, bu sefer “Hac” da olsa.
Ve lâkin
gidebilir, “İlim öğrenmek” için.
Zîrâ
vazîfesidir bu, her mü'min kişinin.
Hem sonra,
dünyâdaki canlı, cansız varlıklar,
İlim
öğrenenlere, duâda bulunurlar.
Melekler,
kanadını serip onun önüne,
Derler ki: (Bassın
o kul, kanadım üzerine.)
İlmin
ehemmiyeti hakkında bu büyük zât,
Bunları
söyliyerek, şöyle etti nasîhat:
(İlim
öğrenmek için giden bir müslümânın,
Îtibârı, bu
kadar yüksektir işte bakın.
Ya “İlim
öğretmeye” giderse biri eğer,
Birinciden,
daha çok kazanır kıymet, değer.
Yâni her ne
sûretle, "islâma hizmet" için,
Hâlisen bir
kaç adım yürüyen bir kişinin,
Kazanacağı
ecir, olur ki öyle fazla,
Onu,
Allah'tan gayri bilemez kimse aslâ.
Bu yolda
çekeceği sıkıntılar dahî hep,
Eski
günâhlarının, affına olur sebep.)
Yine
cemâatine buyurdu ki bir zaman:
(Beş şeyin
kıymetini, bilmeli her müslümân.
Bunlardan
birincisi şudur ki, o insanın,
"Doğru
îmân" sâhibi olmasıdır bihakkın.
Çünkü îmân
olmadan, girilemez Cennete.
İnsanı, bu
götürür ebedî seâdete.
İkincisi odur
ki, bu îmân ve îtikâd,
"Ehli
sünnet" üzere olmalıdır, bu da şart.
Yetmişüç
fırka var ki, bunlardan biri hak'tır.
Diğer
yetmişikisi, azâba müstehaktır.
Üçüncü büyük
nîmet, bir "Allah adamı"nı,
Tanıyıp,
dinlemektir Onun nasîhatını.
Böyle bir "Evliyâ"yı
tanıyıp, Onu sevmek,
İnsanı, kötü
yoldan hidâyete eder sevk.
Onların bir
nazarı, bulunmaz hazînedir.
Bir sohbeti,
ciltlerle kitaplara bedeldir.
Kıymeti
bilinecek, dördüncü büyük nîmet,
Müyesser
olmasıdır insana, "Dîne hizmet".
Kime nasîb
olursa, sevinip şükreylesin.
Bunu,
kurtuluşuna vâsıta, sebep bilsin.
Beşinci büyük
nîmet, "Sâliha bir zevce"dir.
Zîrâ uygun
bir hanım, dünyânın Cennetidir.
Gerçek "Cennet
nîmeti", bir tektir bu dünyâda.
"Güzel huylu,
sâliha hanım"dır işte o da.)
Bu evliyâ
kişinin hürmetine ilâhî!
Bu büyük
nîmetleri, ihsân et bize dahî.
|