|
06 - EYVÂH DENECEK, AMA
İKİ
NASÎHAT
"Selâhaddîn
Konevî", büyük bir velî idi.
Sohbeti,
insanlara pek çok fâideliydi.
Hiç noksan
olmaz idi tebessümü yüzünden.
Onu gören,
bir anda kurtulurdu hüznünden.
Çok sevdiği
bir gence, buyurdu ki: (Evlâdım!
Sana, kabûl
edersen, var iki nasîhatım.
Birincisi
şudur ki: "Öyle hayat sür ki sen,
Cehenneme
girmesin kimse senin yüzünden”.
Yâni sana
bakıp da, herhangi biri, sakın,
Ehli
sünnetten çıkıp, islâmdan soğumasın.
İkincisi,
"Yanına kim gelse üzülerek,
Çıksın o
ayrılırken, neş'e ile, gülerek.")
Bir gün de
buyurdu ki: (Sevin müslümânları.
Ayrılığı
bırakıp, sıklaştırın safları.
Sahâbe-i
kirâmın, giydiği elbiseden,
Önce, omuz
başları eskirmiş bu sebepten.
Fitneci
insanlarla görüşüp konuşmayın.
Gıybet eden
olursa, mâni olmaya bakın.
Eğer
dinlemiyorsa, terk edin o kimseyi.
Yoksa “Cürüm
ortağı” olursunuz siz dahî.)
Bir gün de bu
velîye, sordu ki bir talebe:
(Ne olacak
hâlimiz, gidince âhirete?)
Buyurdu ki:
(Evlâdım, üzülüp etme merak.
Sen, bindiğin
geminin sağlam olmasına bak.
Eğer gemi,
sâhile çıkarsa selâmetle,
Sâdece
kaptanını ulaştırmaz herhâlde.
İçinde kim
var ise, götürür her birini.
Sen, bindiğin
geminin iyi bil kıymetini.
Bu, İmâm-ı
âzam'ın gemisidir ki evlât,
"Ehli
sünnet gemisi” demiştir buna zevât.)
Bir gün de
buyurdu ki: (En büyük düşmanınız,
Sizin
içinizdedir, onunla uğraşınız.
O düşmân "Nefis"tir
ki, içinizdedir her an.
Eğer
kızacaksanız, ona kızın durmadan.
Çünkü o
uğraşır ki, soksun sizi günâha.
Dünyâda,
ondan ahmak bir mahlûk yoktur daha.
Çünkü her bir
arzusu, kendi aleyhinedir.
Onun peşinde
giden, helâke sürüklenir.
"Harâma
yaklaşmayın!" buyuruyor Rabbimiz.
Hâlbuki
harâmlardan zevk alıyor bu nefis.
Dünyâda iki
şey var, kökü Cehennemdedir.
Bunlardan
biri "Öfke", ötekisi "Şehvet"tir.
Her kim
yakalanırsa, bunlardan birisine,
O, çeker o
insanı Cehennemin içine.
“İhtiyâçsız
olmak” da, azgınlığa yol açar.
Azgın da,
âhirette azâba olur dûçâr.
Nefsin
esâretinden çıkmadıkça bir insan,
Kurtulması
zor olur âhiret azâbından.)
Bu velî
hürmetine, yâ ilâhel âlemîn!
Âhiret
azâbından, bizleri eyle emîn.
|