|
05 - "PEKİ" DİYEN,
KAZANIR
BÜYÜKLERİ TANIMAK
"Ahmet
Sait Fârûkî", evliyâ bir zât idi.
Her hâli,
insanlara, birer nasîhat idi.
Var idi
kendisinde iyi huy, güzel ahlâk.
Şefkatli
davranırdı O herkese muhakkak.
Her ne zaman
bir sohbet etse idi O halka,
“Ölüm”
ve “Âhiret”ten, bahsederdi mutlaka.
Bir gün de
buyurdu ki: (Gidilirken bir yere,
İhtiyaç
duyulursa nasıl ki bir rehbere,
Allah'a
kavuşturan, bu din yolunda da hem,
Yolu bilen
bir "Rehber" lâzımdır, hem de elzem.
Bu din,
"Sorup öğrenmek ve iş yapmak" dînidir.
İnsan yalnız
kalırsa, bu, çok tehlikelidir.
İnsana dost
lâzımdır, olsa da bir tek kişi.
Yoksa, “Kitap
okumak” olmalı onun işi.
Kendi aklına
göre giderse eğer insan,
Arkadaşı “Şeytân”dır
ve sonu olur hüsrân.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Hak teâlâ, insanda,
"İki korku"yu
birden, cem etmez bir arada.
Yâni kim, bu
dünyâda korkar ise Allah'tan,
Korkmaz o
âhirette Cehennemden, azâbtan.
Dünyâda
korkmayan da, çok korkar âhirette.
Zîrâ o kimse
için, azâb vardır elbette.
"Korkma"nın
menşeinde, vardır gizli "Muhabbet".
İnsan, çok
sevdiğinden çekinir, korkar elbet.
“Allah
korkusu”nun da temelinde bu vardır.
Bu sevgi
çoğaldıkça, korku dahî çoğalır.
Kulda, böyle
korkunun hâsıl olması için,
Mütevâzı
olması lâzım gelir kişinin.
“Kibir”li
insanları, Rabbimiz sevmez elbet.
Sevmediğine
ise, vermez muvaffakıyyet.
Gayriyi
beğenmiyen, çok âdi birisidir.
Şeytân huylu
ve hattâ şeytânın kendisidir.
Şeytân, Âdem
Nebî'ye karşı kibrettiğinden,
Kovuldu, tard
olundu huzûr-u ilâhî'den.)
Yine O
buyurdu ki evinde bir sohbette:
(Eğer niyet
hayırsa, hayırdır âkıbet de.
Hak teâlâ bir
kula, eder ise muhabbet,
Sevdiği bir
kulunu, tanıtır ona elbet.
Gösterir
demiyorum, "Tanıtır", çok sevdirir.
"Görmek" ile
"Tanımak", zîrâ ayrı şeylerdir.
Her kime
tanıtırsa Allah böyle birini,
Ona vermiş
demektir her türlü nîmetini.
Nasıl
Resûlullah'ı çok sevdi sahâbîler,
Verdi Allah
onlara, çok ulvî dereceler.
Çok yüksek
olsa bile, başı bir evliyânın,
Ayağı
altındadır sahâbe-i kirâmın.
Onları
tanımakla, tanımayıp sevmemek,
Arasında, çok
büyük fark vardır, bilmek gerek.
"Gözü açık"
olanla, "Âmâ olan" gibidir.
Onları
tanıyan ve seven çok tâlihlidir.)
|