|
05 - "PEKİ" DİYEN,
KAZANIR
İŞ KALPTEDİR
"Hacı
Fehmi Efendi", âlim ve velî bir zât.
Kullara
hizmet için, ederdi çok nasîhat.
İlim, hikmet
saçardı konuştukça lisânı.
Küfür’den
hidâyete çıkardı çok insanı.
Bir gün,
sevdiklerine buyurdu: (İş kalptedir.
Onu
temizlemek de, ancak “Sohbet” iledir.
“Sohbet”,
bir an da olsa, Hak dostu bir velî'yle,
Berâber
bulunmaktır, konuşulmasa bile.
Evliyâ-yı
kirâmdan, “Behâeddîn Buhârî”,
Vardı ki,
ziyârete gelmişti Ona biri.
Baktı ki
konuşmuyor, bekledi yarım saat.
Lâkin
konuşmuyordu yine o mübârek zât.
En son
dayanamayıp, dedi ki: (Ey efendim!
Bir şeyler
söyleyin de, istifâde edelim.)
O zaman büyük
velî, başını kaldırarak,
Ona şöyle
buyurdu hemen cevap olarak:
(Bizim
sükûtumuzdan bir şey anlamadıysan,
Kelâmımızdan
dahî anlamazsın ey insan!)
Yüzüne bakmak
bile, ibâdettir mü'minin.
Çünkü onun
kalbinde, "Îmân" var, bunun için.
Peygamber-i
zîşân'ın kalbinden çıkan “Nûr”lar,
Kalpten kalbe
akarak, geldi bu güne kadar.
“Su”,
nasıl ki boruyla gelir ise barajdan,
Bu “Nûr”
da, kalpten kalbe, akıp gelir her zaman.
Eğer nasîb
olmazsa bu nûrlar bir kişiye,
Kavuşmamış
sayılır zâten o hiçbir şeye.
Velhâsıl şu
iki şart, her kimde varsa eğer,
Resûlullah'tan gelen bu “Nûr”a, o da erer.
Şartlardan
birincisi şudur ki: "Bu nûrların,
Kalbinde
olduğuna, inanmaktır bir zâtın."
İkincisi,
"Sevmektir o velîyi ihlâsla.
Hiç şüphe
etmemektir, bu ikisinde aslâ".
Her kimde bu
iki şart mevcut ise eğer ki,
Onun dahî
kalbine, nûr akar elbette ki.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Olun hep mütevazi.
Siz tevâzû
ettikçe, yükseltir Allah sizi.
“Kibir”li
olanları, ne kul sever, ne Allah.
Kendisini
sâdece, kendi sever mâzallah.
Kendini bir “Kâfir”den,
hattâ “Uyuz köpek”ten,
Üstün gören,
Allah'a kavuşamaz katiyyen.
Hadîste
buyuruldu: (İnsanların fenâsı,
Zor olandır
yanına biraz yaklaşılması.)
Eğer
korkuluyorsa, varmak için yanına,
Bir felâket
olarak, kâfi gelir bu ona.
Siz öyle
davranın ki, kaçmasın kimse sizden.
Emîn olsun
insanlar, hem el ve dilinizden.
Desinler: (Gidelim
de, filânın yanına biz,
İçimiz
açılsın ve ferahlasın kalbimiz.)
|