|
05 - "PEKİ" DİYEN,
KAZANIR
DUÂ ALMAYA BAKIN!
"Şemseddîn-i
İznîkî", hâl ehli bir velî'ydi.
"Büyük insan"
olduğu, her hâlinden belliydi.
O, bir gün
buyurdu ki: (Bakın duâ almaya.
İnsan, duâ
alarak yakın olur Allah'a.
Evliyâ-yı
kirâmdan, “Ubeydullah-ı Ahrâr”,
Çok duâ
istemeyi, etmişti âdet, şiâr.
Buğday satın
almıştı, bir gün de bir kimseden.
Ayrılıp gitti
sonra, hiç duâ istemeden.
Üç günlük bir
mesâfe gitmişti ki O fakat,
Duâ
almadığını hâtırladı o sâat.
Dedi: (Eyvâh,
ben ondan duâ talep etmedim.
Onun
duâsındaydı belki de seâdetim.)
“Üç günlük”
mesâfeden, geriye döndü yine.
Geldi buğday
aldığı o köylünün evine.
Köylü onu
görünce, suâl etti pür-telâş:
(Yoksa bozuk
mu çıktı buğdaylar ey arkadaş?)
Dedi ki:
(Hayır hayır, iyi çıktı buğdaylar.
Ve lâkin
istemeyi unuttuğum bir şey var.)
(Nedir?) diye
sorunca, dedi ki: (Birâderim!
Ben, gördüğüm
herkesten, duâ talep ederim.
Lâkin senin
duânı, unuttum istemeyi.
Yolda
hâtırladım da, bu yüzden döndüm geri.)
Köylü, hayret
içinde dedi: (Yâni şimdi sen,
Yalnız bunun
için mi geldin hiç üşenmeden?)
(Evet,
sırf bunun için geldim) dedi o Hazret.
Köylünün
şaşkınlığı, fazlalaştı begâyet.
Ellerini
kaldırıp, dedi ki: (Yâ ilâhî!
Aç bunun kalp
gözünü, velî olsun bu dahî.)
Ânında kabûl
oldu, onun bu hâlis sözü.
“Hâce
Ubeydullah”ın açıldı gönül gözü.
Yine bir
defâsında buyurdu: (Hayâ, edeb,
Hayâtın her
ânında, lâzımdır insana hep.
Herhangi bir
mü'mini görürseniz siz eğer,
Mütevâzı
davranıp, verin kıymet ve değer.
Zîrâ hiç
belli olmaz, o gördüğün, kim bilir,
Allah'ın çok
sevdiği bir “Velî” olabilir.
Vaktiyle bir
talebe, yürürken yolda bir gün,
Öteden
geldiğini farketti bir büyüğün.
Durdu ve
edebinden, yol verdi ihtiyâra.
O öne geçsin
diye, çekildi az kenara.
Lâkin o
“Yaşlı zât” da durdu ve dedi: (Ey
genç!
Ne için
yürümezsin, yol senin, önce sen geç.)
Çocuk çok
edebliydi, dedi ki: (Ey efendim!
Ben sizin
önünüze nasıl geçebilirim?
Siz yaşlı
amcasınız, ben ise bir talebe.
Önünüzden
yürümek yakışır mı edebe?)
“Evliyâ”dan
bir zâtmış meğerse o ihtiyâr.
Dönüp, o
talebeye eyledi tek bir nazar.
O nazarla,
çocuğa bir hâl oldu o anda.
Kalp gözü
açılarak, evliyâ oldu o da.)
|