ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

05 - "PEKİ" DİYEN, KAZANIR

DUÂ ALMAYA BAKIN!

 

"Şemseddîn-i İznîkî", hâl ehli bir velî'ydi.

"Büyük insan" olduğu, her hâlinden belliydi.

 

O, bir gün buyurdu ki: (Bakın duâ almaya.

İnsan, duâ alarak yakın olur Allah'a.

 

Evliyâ-yı kirâmdan, “Ubeydullah-ı Ahrâr”,

Çok duâ istemeyi, etmişti âdet, şiâr.

 

Buğday satın almıştı, bir gün de bir kimseden.

Ayrılıp gitti sonra, hiç duâ istemeden.

 

Üç günlük bir mesâfe gitmişti ki O fakat,

Duâ almadığını hâtırladı o sâat.

 

Dedi: (Eyvâh, ben ondan duâ talep etmedim.

Onun duâsındaydı belki de seâdetim.)

 

“Üç günlük” mesâfeden, geriye döndü yine.

Geldi buğday aldığı o köylünün evine.

 

Köylü onu görünce, suâl etti pür-telâş:

(Yoksa bozuk mu çıktı buğdaylar ey arkadaş?)

 

Dedi ki: (Hayır hayır, iyi çıktı buğdaylar.

Ve lâkin istemeyi unuttuğum bir şey var.)

 

(Nedir?) diye sorunca, dedi ki: (Birâderim!

Ben, gördüğüm herkesten, duâ talep ederim.

 

Lâkin senin duânı, unuttum istemeyi.

Yolda hâtırladım da, bu yüzden döndüm geri.)

 

Köylü, hayret içinde dedi: (Yâni şimdi sen,

Yalnız bunun için mi geldin hiç üşenmeden?)

 

(Evet, sırf bunun için geldim) dedi o Hazret.

Köylünün şaşkınlığı, fazlalaştı begâyet.

 

Ellerini kaldırıp, dedi ki: (Yâ ilâhî!

Aç bunun kalp gözünü, velî olsun bu dahî.)

 

Ânında kabûl oldu, onun bu hâlis sözü.

Hâce Ubeydullah”ın açıldı gönül gözü.

 

Yine bir defâsında buyurdu: (Hayâ, edeb,

Hayâtın her ânında, lâzımdır insana hep.

 

Herhangi bir mü'mini görürseniz siz eğer,

Mütevâzı davranıp, verin kıymet ve değer.

 

Zîrâ hiç belli olmaz, o gördüğün, kim bilir,

Allah'ın çok sevdiği bir “Velî” olabilir.

 

Vaktiyle bir talebe, yürürken yolda bir gün,

Öteden geldiğini farketti bir büyüğün.

 

Durdu ve edebinden, yol verdi ihtiyâra.

O öne geçsin diye, çekildi az kenara.

 

Lâkin o “Yaşlı zât” da durdu ve dedi: (Ey genç!

Ne için yürümezsin, yol senin, önce sen geç.)

 

Çocuk çok edebliydi, dedi ki: (Ey efendim!

Ben sizin önünüze nasıl geçebilirim?

 

Siz yaşlı amcasınız, ben ise bir talebe.

Önünüzden yürümek yakışır mı edebe?)

 

Evliyâ”dan bir zâtmış meğerse o ihtiyâr.

Dönüp, o talebeye eyledi tek bir nazar.

 

O nazarla, çocuğa bir hâl oldu o anda.

Kalp gözü açılarak, evliyâ oldu o da.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan