|
04 - MUHTÂÇLARA YARDIM
KENDİNİZİ SEVMEYİN
"Ziyâeddîn
Nurşînî", âlim ve evliyâdır.
Gençlere, çok
kıymetli nasîhatleri vardır.
O, bir gün
buyurdu ki: (Yolumuzun esâsı,
Aslâ terk
etmemektir büyüklerle temâsı.
Bir "Rehber"e
kavuşmak, en büyük bir nîmettir.
Sonra
yapılacak iş, Ona teslîmiyettir.
Yâni kendine
değil, o zâta tam uyarak,
Huzûra
kavuşmaktır, hem de sonsuz olarak.
Velhâsıl
râhat huzûr, ortada durmaktadır.
Kavuşmanın
yolu da, bir rehbere uymaktır.
Kim aklını
terk edip, tam uyarsa "Rehber"e,
Kavuşur o
sâyede, sonsuz seâdetlere.
Kim de hocası
varken, "Nefsi"ne uysa eğer,
Eksik olmaz
başından üzüntü, gam ve keder.
Bir hakîkî
rehbere olan teslîmiyeti,
Nisbetinde,
her insan, kazanır seâdeti.
“Eshâb”,
teslim oldular Allah'ın Habîbine.
Yükseldiler
Cennetin en yüksek mevkîine.
Kureyş
kâfirleriyse, Ona inanmadılar.
Yalnız "baş
gözü" ile bakarak aldandılar.
Meselâ
dediler ki: (Bu, nasıl peygamberdir?
Görüştüğü
kimseler, fakir ve kölelerdir.
Sırtında bir
hırka var, dolaşır yalın ayak.
Hiç yoktur
Onu bizden ayıran mühim bir fark.)
Eshâbı kirâm
ise, Ona, “Peygamber” diye,
Bakarak,
ulaştılar rızâ-i ilâhîye.
Öyle
yükseldiler ki bu sevgiyle o zevât,
Onlar namâz
kılsalar, meselâ iki rekât,
Gayrinin,
ömür boyu yaptığı ibâdetten,
Daha kıymetli
olur indallah bu sebepten.
"Dünyâ"
ile "Âhiret", zıttır birbirlerine.
Birini kalbe
koysan, yer kalmaz diğerine.
İki zıt şey,
bir anda, bir yerde bulunamaz.
Birisi varsa
eğer, öteki gider, durmaz.
Kim “Doğu”ya
yaklaşsa, “Batı”dan uzaklaşır.
Dünyâ'dan
uzaklaşan, âhiret'e yaklaşır.
Dünyâya
yaklaşırsan, kendini çok seversin.
Kendini
sevince de, gayriyi sevemezsin.
Aksine, sen
kendini sevmez isen hiç eğer,
Herkesi
seversin ve herkes de seni sever.
İki zıt şey,
bir yerde, bulunamazlar elbet.
Ya Allah'ın
sevgisi, ya da nefse muhabbet.
"Allah
sevgisi" varsa, bulunmaz ötekiler.
Ötekiler var
ise, Allah sevgisi gider.
Kalplerin,
saf ve temiz olması lâzım gelir.
Bu da, Hak
dostlarına olan sevgi iledir.
Hak teâlâ
Kur'ânda, buyurur ki meâlen:
(Dostlar ile
berâber olun mütemâdiyen.)
O “Allah
adamları” öyle kişilerdir ki,
Yanlarında
olanlar, olmazlar fâsık, şakî.
|