ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - MUHTÂÇLARA YARDIM

ATEŞ DEYİP GEÇMEYİN

 

"Abdülhamîd Şirvânî", âlim ve velî zâttı.

İşi, dîne hizmet ve gençlere nasîhattı.

 

Bir gün, talebesiyle sohbet ederken bu zât,

Dünyâ”dan bahsederek, şöyle etti nasîhat:

 

(Kardeşlerim, dünyânın bilcümle servetiyle,

Hiç bir değeri yoktur indallah zerre bile.

 

"Sinek kanadı" kadar kıymeti olsa idi,

Onlardan, kâfirlere, bir yudum su vermezdi.

 

Gerçi bâzı kâfirler, zengindir, malları çok.

Ama hiç o malların, indallah kıymeti yok.

 

Allah, "dünyâ malı"na kıymet vermediğinden,

Hiç sevmediklerine veriyor bu nîmetten.

 

Ama onlar, Cennet'ten tam mahrum olacaklar.

Cennetin, kokusunu bile duyamıyacaklar.

 

Kâfirlere verilen o mallar, âhirette,

Onların azâbını arttıracak elbette.

 

Müslümân olanlar da, malının "Zekâtı”nı,

Vermezse, âhirette yüklenir azâbını.

 

Zekâtı verilmiyen o mallar, o paralar,

Mahşerde "Ateş" olup, sâhiplerini yakar.

 

"Ateş" deyip geçmeyin, ona hiç dayanılmaz.

Bir kibrit alevine elinizi tutun az.

 

Su biraz çok ısınsa, abdest alamıyorum.

(Yâ Rabbî, bu insanlar nasıl yanar?) diyorum.

 

Şimdi bâzı insanlar, bir parçacık menfaat,

Uğruna, Cehenneme sürükleniyor, heyhât!

 

Kalpten “Dünyâ sevgisi” çıkmadıkça velhâsıl,

Hakîkî seâdete, olamaz kimse vâsıl.

 

Bu, hele bu zamanda çok çetin ve müşkildir.

Bu, çok ibâdet ile olacak şey değildir.

 

Çok oruç tutmak ile ve kılmakla çok namâz,

Kalpten, "dünyâ sevgisi", yine çıkarılamaz.

 

Bunu elde etmenin, bir yolu var ki şu an,

O da, bu seâdete, bu nîmete kavuşan,

 

Bir "Allah adamı"nı sevip, Ona uymaktır.

Kendi aklını atıp, Ona tâbi olmaktır.

 

Çünkü o büyüklerin, doğrudur her işleri.

Onlara tâbi olmak, kurtarır kişileri.

 

Zîrâ bir vâsıtaya bindiğinde bir kimse,

Ona tâbi olmalı, sürücüsü kim ise.

 

Meselâ bir gemiye binerse biri şâyet,

Geminin kaptanına tâbi olur o elbet.

 

Tâbi olmıyacaksa, binmesin gelip buna.

Bindiyse, uymalıdır geminin kaptanına.

 

Eğer müdâhaleye kalkarsa, o, ahmaktır.

Dînimizin esâsı, çünkü tâbi olmaktır.

 

Hazreti Ebû Bekir, kâfirlere dedi ki:

(Mâdem ki O söyledi, doğrudur elbette ki.)

 

"Edeb"in bir târifi, "Îtirâz etmemek"tir.

Büyüklerin emrine, hemen "Peki" demektir.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan