|
04 - MUHTÂÇLARA YARDIM
ÖFKENİN ZARARLARI
“Abdül'azîz
Dehlevî”, bir gün "Öfke" bâbında,
Câmide,
cemâate şöyle dedi vâzında:
Bir gün
hükümdâr “Me'mûn”, odasına gelerek,
Sofraya
oturdu ki, bir miktar yesin yemek.
Ve lâkin
hizmetçisi, çorbayı getirirken,
Elinde
olmaksızın, ayağı kaydı birden.
Döküldü sıcak
çorba, Sultânın üzerine.
Hiddetlendi
hükümdâr, derhâl hizmetçisine.
Hattâ
dövecekti ki kalkıp onu bir yaman,
Akıllı
hizmetçisi, vermedi buna meydan.
Dedi ki: (Ey
efendim, acele etmeyiniz.
Dînin emri
üzere, lütfen amel ediniz.
Bakın,
buyuruyor ki Kur'ânda Hak teâlâ:
"Takvâ
sâhibi kullar, öfkelenmezler aslâ")
Teskîn oldu
hükümdâr, onun bu sözlerinden.
Dedi: (Ben de
vazgeçtim, sana sinirlenmekten.)
Hizmetçisi
dedi ki: (Âyetin devâmı var:
"Kusûru
olanları, affeder hemen onlar.")
Onun bu sözü
dahî, çok memnun etti onu.
Dedi: (Ben de
affettim, senin bu kusûrunu.)
Hizmetçi,
hükümdâra dedi ki en sonunda:
(Sultânım, iş
bitmedi, devâmı var onun da.
Bakın
buyuruyor ki bu âyette Rabbimiz:
"İhsân
sâhibi olan kulları çok severiz.")
Bu söz de
huzûr verdi hükümdârın içine.
Bir kese “Altın”
alıp, verdi hizmetçisine.
Yine
Behâeddîn-i Buhârî hazretleri,
Çok titiz
davranarak, yer idi yemekleri.
Bir yemek
pişmiş ise "Gadab" ve "Öfke" ile,
Anlayıp,
yemez idi ondan bir lokma bile.
Bir gün,
dâvet ettiler yemeğe kendisini.
Lâkin hiç o
yemeğe uzatmadı elini.
Dediler ki:
(Efendim, helâldi yemeğimiz.
Merak ettik,
acabâ ne için yemediniz?)
Buyurdu ki: (Yemekler
helâldi hepsi, fakat,
Kızgın ve
öfkeliydi, yemeği pişiren zât.)
Talebeden
biri de, suâl etti: (Efendim!
Hâllerim iyi
değil, neye dikkat edeyim?)
Buyurdu ki:
(Lokmana dikkat eyle her zaman.
Harâmdan, tek
bir lokma geçmesin boğazından.
Hem ayrıca
bir yemek, pişer ise "Gaflet"le,
Veyâ
hazırlanırsa, "Gadab" ve "Kerâhet"le,
O yemekten,
insana olmaz fayda, bereket.
Zîrâ şeytân
ve nefis, karışır ona elbet.
Böyle pişen
yemekten, yer ise biri eğer,
Ondan hep
zuhûr eder çirkin, kötü fiiller.
Ve eğer
"Huzûr" ile, "Besmele" söyliyerek,
"Neş’e"
ve "Sevgi" ile yapılırsa bir yemek,
Ondan her kim
yer ise, kurtulur çok marazdan.
Lezzet alır
yaptığı ibâdet ve namâzdan.)
|