|
04 - MUHTÂÇLARA YARDIM
MUHTÂÇLARA YARDIM
“Abdurrahîm
Bursâvî”, âlim ve velî zâttı.
Bir gün,
sevdiklerine, şu vak'ayı anlattı:
"Abdullah
bin Mübârek" adında bir evliyâ,
Hac'da iken
bir gece, gördü şöyle bir rüyâ:
Semâdan
yeryüzüne, "İki melek" indiler.
Sonra,
birbirleriyle hasbihâl eylediler.
Meleklerden
birisi, sordu ki diğerine:
(Bu sene, kaç
müslümân geldi bu Hac yerine?)
O dahî
cevâbında, şöyle dedi o zaman:
(Bu yıl
Hac'ca gelenler, altıyüzbin müslümân.)
Birincisi
sordu ki yine ikincisine:
(Peki,
kaçının haccı kabûl oldu bu sene?)
Dedi ki: (Bu
kadar çok kimse Hacca gelmiştir.
Lâkin hiç
birininki, kabûl edilmemiştir.
Fakat Şam'da,
"Alî bin Muvaffak" diye bir zât,
Var ki, Hac
sevâbını kazanmıştır o bizzât.)
Abdullah bin
Mübârek, bu rüyâ üzerine,
O zâtı bulmak
için, yöneldi Şam şehrine.
"Alî bin
Muvaffak"ı sorarak ahâliden,
Hânesini
öğrenip, yanına gitti hemen.
Önce selâm
vererek, anlattı rüyâsını.
Dedi ki:
(Söyle bana, sen şu işin aslını.
Sana, Hac
sevâbını kazandıran iş nedir?
Ne amel
işledin ki, kazandın böyle ecir?)
“Alî bin
Muvaffak” da, buna çok etti hayret.
Dedi ki:
(Bilmiyorum, yapmadım bir ibâdet.
Ayakkabı
tâmiri yapmaktır asıl işim.
Otuz seneden
beri, Hacca gitmek isterim.
"Üçyüz
dirhem" parayı, biriktirip nihâyet,
Bu yıl, Hacca
gitmeye etmiştim hâlis niyet.
Lâkin kısmet
olmadı bu sene de bana Hac.
Zîrâ bir
komşum vardı, gâyet fakir ve muhtâç.
Bir gün gidip
gördüm ki bu komşumun evine,
“Et kokusu”
yayılmış evinin her yerine.
Şaka ile
dedim ki: (Et pişiyor ocakta.
İkrâm et de,
berâber yiyelim şuracıkta.)
Ben böyle
söyleyince, ağladı hüngür hüngür.
Dedi ki:
(Çocuklarım, aç bekliyor üç gündür.
Bütün şehri
dolaşıp, iş aradım bir hafta.
Lâkin hiç
bulamadım uygun iş, bir tarafta.
Bir yolun
kenarında, “Ölü bir hayvan” gördüm.
Zarûret
miktârınca, kesip eve götürdüm.
Yemek
pişiriyorum çocuklara o etten.
İkrâm
edemiyorum size de bu sebepten.)
Ben bunu
öğrenince, çok sızladı yüreğim.
Ve hemen
düşündüm ki: “Buna yardım edeyim.
Muhtâç olan
kimseye, yardım eli uzatmak,
Nâfile
ibâdetten, kıymetlidir kat be kat.”
Abdullah bin
Mübârek, öğrenince bu hâli,
Buyurdu:
(Çok isâbet eylemişsin yâ Alî!)
|