|
03 - ANNE DUÂSI
DUÂ, BELÂYI GİDERİR
“Ziyâeddîn Nahşebî”,
büyük âlimlerdendi.
Bir gün, şu hadîseyi
dersinde nakleyledi:
(Resûlullah, eshâbla
otururken bir ara,
Şu ibretli vak'ayı
naklettiler onlara:
Vaktiyle bir kavimde,
yaşıyordu “Üç adam”.
Bir yere giderlerken,
bir dağda oldu akşam.
Hemen yer aradılar,
gecelemek üzere.
Bir "Mağara"
görerek, sığındılar o
yere.
Lâkin koca bir “Kaya",
dağdan yuvarlanarak,
Mağara kapısını kapadı
tam olarak.
Dediler ki:
(Bu yerden, bizleri kim
kurtarır?
Bize yardım edecek,
ancak Hak teâlâdır.
İyi işlerimizle, edelim
Ona niyâz.
Ola ki, O da bizi bu
yerden eder halâs.)
İçlerinden birisi, dedi
ki: (Yâ ilâhî!
Benim "Annem” ve
“Babam" vardı ki
pîr-i fâni,
Onların yemeğini bizzât
yedirmeyince,
Ben, hanım ve çocuklar,
yemezdik daha önce.
"Rızân için"
yaptımsa onlara bu
hizmeti,
Kaldır üzerimizden bu
büyük musîbeti.)
O böyle dediğinde,
aralandı az kaya.
Lâkin çıkamadılar yine
de dışarıya.
Bu sefer ikincisi, dedi
ki: (Yâ ilâhî!
Komşumuzun, çok güzel
bir “Kız”ı var
idi ki,
Onunla buluşmayı
isterdim harâretle.
Lâkin o, teklîfimi
reddederdi şiddetle.
Sonra bir "Kıtlık"
oldu, günlerce kaldılar
aç.
Nihâyet erzak için,
oldular bize muhtâç.
Ben bunu fırsat bilip, o
kıza erzak verdim.
Sonra da, (Teklîfime,
"Evet" de haydi!) dedim.
Dedi ki: (Sen
Allah'tan korkmaz mısın
ey kişi!
Nasıl teklîf edersin,
bana günâh bir işi?)
Ben bunu işitince,
kendime geldim hemen.
Vazgeçtim o günâhı
irtikâb eylemekten.
Bu işten, "Rızân için"
ictinâb ettim ise,
Buradan çıkmak için,
yardım et yâ Rab bize.)
O kaya, biraz daha
aralandı o vakit.
Lâkin henüz çıkmaya,
olmadı tam müsâit.
Bu sefer üçüncüsü, dedi
ki: (Yâ ilâhî!
Amele tutmuş idim ücret
ile ben dahî.
Lâkin gitti birisi,
ücretini almadan.
Ben, onun ücretini
çalıştırdım çok zaman.
Birikti hesâbına, bir
hayli mal ve davar.
Bir gün gelip istedi
ücretini o tekrar.
Dedim ki: (Şu
gördüğün öküz, koyun ve
deve,
Senindir her birisi, sür
götür senin eve.)
Yâ Rabbî, "Rızân için"
yaptımsa bu işi ben,
Kaldır bu musîbeti,
bizim üzerimizden.)
O da Hak teâlâya, edince
böyle niyâz,
Taş kaydı biraz daha,
oldular bundan halâs. |