|
03 - ANNE DUÂSI
KALP KIRMAK HARÂMDIR
“Dâvûd-i Kayserî”
ki, çok mübârek bir
kişi.
İnsanları gafletten
uyarmaktı sırf işi.
O bir gün buyurdu ki:
(Yaşamayın gafletle.
Zîrâ âni geliyor ecel
umûmiyetle.
Bilhassa "Kul hakkı"na
edin ki çok riâyet,
Mahşerde, hak altından
kurtuluş zordur gâyet.
Meselâ harâm olsa,
elbisenin düğmesi,
O namâzın, insana olmaz
bir fâidesi.
Üstümüzde kul hakkı,
olsa da "Yarım akçe",
Cennete giremeyiz, onu
ödemedikçe.
“Kul hakkı”nı,
dünyâda, kolaydır edâ
etmek.
Ve lâkin âhirette, çok
çetindir ödemek.
Zîrâ o gün, geçmiyor
dünyâdaki paralar.
"Sevap" ve "Günâh"
ile ödenecek bu haklar.
Yâni sevâbı varsa, gider
alacaklıya.
Yoksa, onun günâhı
yükletilir borçluya.
Bunun için dünyâda, her
kişi helâllaşsın.
Aslâ mahşer gününe, borç
alacak kalmasın.
"Haklı" olsanız
bile, siz yine dileyin
af.
Belli olmaz, belki de
haklıdır karşı taraf.
Zîrâ mahşer yerinde,
nice alacaklılar,
Hesâpları "ters"
dönüp, sonunda borçlu
çıkar.)
Dediler ki:
(Efendim, îzâh
buyurduğunuz,
Kul hakları, nelerden
ibârettir bâhusus?)
Cevâben buyurdu ki: (Kul
hakkı denilince,
Hâtıra, "Maddî haklar"
gelirse de ilk önce,
Bunlardan daha mühim
haklar da var muhakkak.
Meselâ kul hakkıdır, "Kalp
kırmak, gönül yıkmak”.
Hattâ insan, "Kâbe”yi
yıksa da yetmiş defâ,
Kalp kırmanın yanında
"Hafif" kalır bu daha.
İnsanın, kimler ile
varsa çok alâkası,
Onlarla îcâb eder, sık
sık helâllaşması.
Meselâ sıra ile,
zevcemiz, çocuğumuz,
Hısım akrabâ ile,
arkadaş ve komşumuz.
Hepsinin, ayrı ayrı
üstümüzde hakkı var.
Bunların içinde de, en
mühimi, "Hanımlar".
Eğer ki hanımını
incitirse bir kişi,
Helâllık almadıkça,
mahşerde zordur işi.
Her gün evden çıkarken,
helâllaşmak gerekir.
Zîrâ ölebiliriz, eceller
âni gelir.)
Dediler ki:
(Efendim, Allah katında
bir kul,
Hangi vasıflarıyla olur
iyi ve makbûl?)
Buyurdu: (Mâhir olsa bir
kişi mesleğinde,
Sırf bununla, bir kıymet
kazanmaz Hak indinde.
Zekî ve kurnaz olmak,
makâm, mevkî, müdürlük,
İndallah, o insana
sağlamaz bir üstünlük.
Kim fazla korkuyorsa
Allahü teâlâdan,
Odur Allah indinde
kıymeti fazla olan.
Kim kazanmak isterse,
Hak indinde îtibâr,
"Takvâ"ya
sarılsın ki, Rabbimiz
buna bakar.) |