|
01 - KÖTÜ HUYUN ZARARI
ÖFKE, AKLI ÖRTER
"Muhammed Ezherî"
ki, Allah dostu bir
velî.
Sohbeti, dinliyene
olurdu fâideli.
Bir gün, sevdikleriyle
sohbet ederken bu zât,
“Kibir”den
bahsederek, şöyle etti
nasîhat:
(Bilin ki, öfke gadap, "Kibir"den
hâsıl olur.
Öfkelenen insanda,
örtülür akıl, şuur.
İnsan kızdığı zaman,
şeytân da fırsat bilip,
Gidip onun boynuna,
geçirir derhâl bir ip.
İstediği tarafa sürükler
o kimseyi.
Çünkü o, ayıramaz iyi
kötü bir şeyi.
O, şeytânın elinde,
olmuştur bir oyuncak.
İnsan, "Kızmamak" ile
kurtulur bundan ancak.
"Pehlivân"
denirse de, yenenlere
hasmını,
Lâkin asıl pehlivân,
yenendir gazabını.
Biri, Resûlullah'tan
nasîhat isteyince,
(Kızma ve
sinirlenme!)
buyurdular hemence.
O zât, bunu Resûl'den,
üç defâ etti talep.
Yine aynı cevâbı
buyurdular ona hep.
“Îsâ Peygamber”
dahî, havârîleri ile,
Giderken, karşılaştı
yolda “Kötü biri”yle.
Resûl'e hakâretler
eyledi o bî-edeb.
O ise, iyilikle cevap
verdi ona hep.
Dediler: (O hakâret etti
mütemâdiyen.
Siz, yumuşak cevaplar
verdiniz, acep neden?)
Îsâ Nebî, o zaman
buyurdu:
(Ey insanlar!
Bir kapta ne var ise,
dışarıya o sızar.)
Bir gün de buyurdu ki
Îsâ aleyhisselâm:
(Gadap ve öfkelenmek, “Ateş”e
misâldir tam.
Nasıl söndürürlerse
ateşi, “Su”
atarak,
Söndürün hırsınızı, siz
de abdest alarak.)
Sahâbeden biri de,
Allah'ın Resûlünden,
Nasîhat isteyince,
buyurdu: (Kızma
hemen!)
Şu "Üç haslet" var ise,
bir müslümânda şâyet,
Hak teâlâ o kula, acır,
eder merhamet.
Biri "Nîmete şükür",
diğeri "Affetmek"
tir.
Üçüncüsü, kızınca, "Öfkesini
yenmek"tir.
Bir kimse kızdığında,
davranırsa yumuşak,
Kalbini, "Îmân"
ile doldurur cenâb-ı
Hak.
Biri kızdığı zaman,
gizlerse gadabını,
Allah da, gizler onun
kusûr, kabâhatını.)
Bir gün “hazreti Ömer”,
Resûl'ün huzûruna,
Varıp, arz eyledi ki:
(Bir amel söyle bana.
Hem bana kolay olsun o
ameli işlemek,
Hem de iki cihânda,
fâideli olsun pek.)
Buyurdu ki:
(Yâ Ömer, suçluları
bağışla.
Kimsenin ayıbını,
kimseye deme aslâ.
Koru müslümânların
şeref, îtibârını.
Örtücü ol herkesin
kusûrunu, aybını.
Eğer böyle yaparsan,
kıyâmette muhakkak,
Senin kusûrunu da,
affeder cenâb-ı Hak.)
|