ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - KÖTÜ HUYUN ZARARI

KÖTÜ HUYUN ZARARI

 

"Muhammed Sıbgatullah", Allah adamlarından.

Bir gün Ona sordular, "Kötü huylu" olmaktan.

 

Buyurdu: ("Kötü insan", kötü bilir herkesi.

Bulunmaz kendisinde, merhametin zerresi.

 

Nankördür, eşe dosta hiç değildir vefâkâr.

Bir iyilik yapsa da, sonradan başa kakar.

 

Tanımaz helâl harâm, sakınmaz günâhlardan.

Kimseyle geçinemez, incinir herkes ondan.

 

Hattâ o, çok yapsa da nâfile ibâdeti,

Alamaz sevâp ecir, boşa gider zahmeti.

 

Hadîste buyuruldu: (Kötü huylu kimseler,

Huyları sebebiyle, Cehenneme girerler.)

 

Kötü huylu bir kişi, benzer "kırık testi"ye.

Ne yama kabûl eder, ne de döner eskiye.

 

Öyle fenâlıktır ki "kötü huy" bir insanda,

Görmez iyiliğinin faydasını “Mîzân”da.

 

İster ki, başkasına zarar versin durmadan.

Zîrâ böyle kişiler, zevk alır hep bunlardan.

 

Hâlbuki kuyu kazsa, birine, biri eğer,

Kazdığı o kuyuya, evvelâ kendi düşer.

 

Vaktiyle garip biri, bir köyden geçer iken,

Bir fırına uğrayıp, "ekmek" ister içerden.

 

Velâkin parasını vermek istediğinde,

Bakar ki, hiç parası kalmamış üzerinde.

 

Bir "Dilenci" zanneder, fırıncı onu o an.

Kalbinden geçirir ki: "Bıktım artık bunlardan".

 

Bir ekmeğin içine, bolca “Zehir” koyarak,

Verir o zavallıya, Allah'tan korkmıyarak.

 

Hiç bir şeyden haberi olmayan o müslümân,

O "Zehirli ekmeği", alıp gider oradan.

 

Bir köye girdiğinde, rast gelir “Genç biri”ne.

Askerden terhis olmuş, dönüyormuş evine.

 

Acıkmış olduğunu söyleyince genç kişi,

Ona merhametinden, acır ve yanar içi.

 

Fırıncıdan aldığı ekmeği verir ona.

Gönül râhatlığıyla, devâm eder yoluna.

 

Genç”, orada oturup, o ekmeği yiyerek,

Yürür gider evine, hiç bir şey bilmiyerek.

 

Lâkin başlar içinde o “Zehir”in tesiri.

Ve başlar titremeye vücûdunun her yeri.

 

Artık son nefesini alırken o genç adam,

Der ki: (Ben, köyümüze yeni girmiştim ki tam,

 

Yolcunun birisinden, bir ekmek alıp yedim.

Ondan sonra başladı titremeye her yerim.)

 

Bunu duyan fırıncı, başlar bir dövünmeye.

Der: (Eyvâh, o zehiri ben koydum o ekmeğe.

 

Keşke yapmaz olaydım, yaptığım iş doğru mu?

Ben, kendi elim ile zehirledim oğlumu.)

 

Ne kadar pişmân olup, üzüldüyse de içten,

Lâkin oğlu ölmüştü, geçmiş idi iş işten.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan