ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

82 - SÜLEYMÂN HAKÎM ATÂ (Rahmetullahi Aleyh)

DEVE NERDE DURURSA

 

"Ahmed-i Yesevî"den feyiz ve nûr alarak,

Süleymân Hakîm Atâ”, yetişti tam olarak.

 

Ve şöyle buyurdu ki üstâdı en son ona:

“Yarın seher vaktinde, bir deve gelir sana.

 

O deve geldiğinde, üzerine binesin.

O nerede durursa, sen de orda inesin”.

 

“Peki” deyip, o sabah bindi gelen deveye.

Deve, bir yöne doğru başladı yürümeye.

 

Serbest bırakmış idi “Hakîm Atâ” yuları.

O, bildiğine göre alıyordu yolları.

 

Hârezm”e geldiğinde, deve çöktü bir yere.

Yeşil ve ağacı bol bir yerdi o bölge de.

 

İneceği o yerin, burası olduğunu,

Anlayıp, indi hemen, tamam etti yolunu.

 

Orası, “Buğra Hân”ın, at ve hayvanlarının,

Otladığı bir yerdi Türkistân diyârının.

 

Atların sâhipleri, görüp onu ilerden,

Dediler ki: Ey kişi, uzaklaş sen bu yerden.”

 

Buyurdu: “Ey insanlar, ben bir garip dervişim.

Hem de ben, bu diyâra, bir emirle gelmişim.”

 

Onlar, zor kullanmaya başlayınca, o ara,

Seslendi “Hakîm Atâ” ordaki ağaçlara.

 

Dedi ki: “Ey ağaçlar, tutun şu insanları!”

Ağaçlar, dallarıyle sardı hemen onları.

 

Yalnız iki tânesi, güçlükle kurtuldular.

Koşarak, “Buğra Hân”a gidip haber sundular.

 

Evliyâ kişilere, saygısı çoktu onun.

Aldığı bu habere, sevinip oldu memnûn.

 

Dedi ki: “Teşrîf etmiş bir velî ülkemize.

İhsân-ı ilâhîdir Rabbimizden bu bize.”

 

Derhal adamlarından göndererek birini,

Dedi ki: “Git de öğren, bunun hakîkatini.”

 

O kişi ata binip, vardığında o yere,

Gördüğü manzarayla, şaşırdı birden bire.

 

Zîrâ bakıp gördü ki, ağaçların dalları,

Kıskıvrak bağlamışlar bir kısım adamları.

 

Ağaçlar seslendi ki: “Allahın bir dostuna,

Saldıranların hâli, böyle olur sonunda.”

 

Sonra, “Hakîm Atâ”nın duâsıyle, o dallar,

Gevşeyince, o halden kurtuldu o adamlar.

 

O zât, “Hakîm Atâ”nın, geldi sonra yanına.

Onu alıp, birlikte geldiler "Buğra Hân"a.

 

Hân’ın, “Anber” isminde güzel bir kızı vardı.

Onu, “Hakîm Atâ”ya verdi ve nikâhladı.

 

Ve çeyiz olarak da, çok deve, koyun ve at,

Verip, bu evliyâyı kendine yaptı dâmât.

 

Sonra, cümle ahâlî ve bâhusus kendisi,

Bu “Allah adamı”nın, oldular talebesi.

 

O, burada yerleşip, mekân tuttu nihâyet.

İnsanların kalbine, saçtı nûr ve hidâyet.

 

Bildirmek sûretiyle "islâmın ahkâmı"nı,

Yıllarca irşâd etti o yörenin halkını.

 

Vefât ettikten sonra, taşarak “Ceyhun” nehri,

Kırk yıl, sular altında kalmıştı kabir yeri.

 

Bir gece, bir "Velî"nin girerek rüyâsına,

Kabrinin bu hâlini, söyledi bizzât ona.

 

Kabrini târif edip, buyurdu ki nihâyet:

“Beni bulup, üstüme güzel türbe binâ et.”

 

Bu mânevî îkâzı alan o velî kişi,

Gelip buldu o kabri ve halletti bu işi.

 

Herkes yahşî biz yaman, herkes buğday biz saman”.

Bu sözü, “Hakîm Atâ” demiştir tâ o zaman.

 

“Her gördüğünü Hızır, her geceyi kadir bil”.

Bu da, “Hakîm Atâ”dan olmuştur bize nakil.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan