|
81 - SELÂHADDİN EYYÛBÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
ÂLİM VE SULTÂNDI
Fıkıh âlimi olup, ayrıca
bir sultândır.
“Eyyûbî”
devletinin temelini
atandır.
Binyüzotuzyedi’de “Tekrit”de
doğan bu zât,
Binyüzdoksanüç’te de
eyledi “Şam”da
vefât.
Henüz çocuk çağında,
başladı tahsîline.
Sonra fıkıh ilminin,
vâkıf oldu hepsine.
Önce “Fıkıh âlimi”,
sonra “Sultân”
olmuştur.
Ânî ve isâbetli
kararları meşhurdur.
Kuvvetli bir zekâya
sâhip olan bu kişi,
İstişâre ederdi ehli ile
her işi.
Müşâvere sonunda,
varınca bir karara,
Bu varılan karardan,
dönmezdi artık aslâ.
Öyle çok severdi ki, "âlimlerle
sohbeti",
Yok idi ona göre, başka
şeyin kıymeti.
Kitaplarla uğraşmak,
ilim mütâlâ etmek,
En çok lezzet aldığı,
sevdiği şeylerdi pek.
Âlimlerden, kitaptan
ayrılsaydı eğer ki,
“Îdâma gitmek” gibi
gelirdi ona sanki.
“Mes’ud o kimsedir ki,
henüz hayatta iken,
Dünyâ muhabbetini,
çıkarmıştır kalbinden.”
Bu hadîs-i şerîfe
çalışırdı uymaya.
O, dünyâ'dan kaçtıkça,
akardı ona dünyâ.
“Bir kimsenin arzusu,
âhiret ise, elhak,
Hizmetçi yapar ona,
dünyâ'yı cenâb- Hak.”
Bu hadîs-i şerîfin
mânâsı ve hikmeti,
Bu mübârek sultânda
tecellî etti sanki.
Zîrâ kısa zamanda,
Mısır’ın, Sûriye’nin,
Sultânı olmuş idi daha
bir çok yerlerin.
“İslâma hizmet”
ile geçti bütün hayâtı.
Yaydı hep o yerlere,
îmân ve îtikadı.
“Kudüs-ü şerîf”i
de, ederek hayli gayret,
Zabtetti kâfirlerin
ellerinden nihâyet.
Bunu hazmedemiyen
Avrupalı haçlılar,
“Altıyüzbin”den fazla
bir ordu çıkardılar.
"Selâhaddîn Eyyûbî",
sâhipken az kuvvete,
Bu büyük orduyu da,
uğrattı hezîmete.
Sarayda oturup da,
eylemedi hiç rahat.
“İslâma hizmet”
için, etti hep harp ve
cihâd.
Ölüm döşeğinde de,
çağırıp evlâdını,
Şöylece yaptı ona, en
son nasîhatını:
(Ey oğlum, nasîhatım
şudur ki sana şu an:
“Allah korkusu”
ile yaşıyasın her zaman.
Çünkü her iyiliğin ve
her hayr'ın kaynağı,
Allah korkusu ile
yaşamaktır devamlı.
Onun emrine uyup, sakın
ki yasağından,
Sana, muvaffakıyet nasîb
etsin Yaradan.
Sakın halka zulmetme,
iyilik etmeye bak.
Zîrâ rahmet edene, rahm
eder cenâb-ı Hak.
Onlara sert davranma,
şefkat eyle ve acı.
Yoksa senden olurlar,
mahşer günü dâvâcı.
Onlar, Hak teâlânın sana
emânetidir.
Mütevâzı davran hep,
yapma hiç "gurur,
kibir".
Bil ki, kazandığımız
şân, şeref ve îtibâr,
İyi işlerimizden
olmuştur pek âşikâr.
Herkesin hukûkuna eyle
ki tam riâyet,
“Kul hakkı”ndan
kurtulmak, çetindin o
gün gâyet.
Allah, affetse bile sâir
çok günâhları,
Helâllık almadıkça,
affolmaz kul hakları.) |